<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Renkli Dünyalar &#8211; Emlaktafark</title>
	<atom:link href="https://www.emlaktafark.com/kategori/renkli-dunyalar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.emlaktafark.com</link>
	<description>&#039;&#039;Bizimle Herşey Çok Farklı&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 15:26:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.4.2</generator>
	<item>
		<title>Hande Ünsal’dan #AmmanAman</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/hande-unsaldan-ammanaman-261565.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/hande-unsaldan-ammanaman-261565.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 05:30:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=261565</guid>

					<description><![CDATA[Türk pop müziğinin yeni nesil en başarılı söz yazarı, bestecilerinden ve yorumcularından Hande Ünsal, arka arkaya yayınladığı hit şarkılarına bir yenisini daha ekliyor. Hande Ünsal, yeni şarkısı “Amman Aman” ile yine adından çok söz ettirecek. Yoğun konser maratonuna rağmen yeni şarkısının stüdyo çalışmalarını ve klip çekimlerini tamamlayan Hande Ünsal, “Amman Aman”ı şu sözlerle anlatıyor “Eminim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk pop müziğinin yeni nesil en başarılı söz yazarı, bestecilerinden ve yorumcularından Hande Ünsal, arka arkaya yayınladığı hit şarkılarına bir yenisini daha ekliyor. Hande Ünsal, yeni şarkısı “Amman Aman” ile yine adından çok söz ettirecek.</p>
<p>Yoğun konser maratonuna rağmen yeni şarkısının stüdyo çalışmalarını ve klip çekimlerini tamamlayan Hande Ünsal, “Amman Aman”ı şu sözlerle anlatıyor “Eminim sizin de canınız yandığında ah etmeden sessiz kaldığınız olmuştur. Ama hayatın çok acayip bir dengesi var. Bir noktada kader çarkı dönüyor ve bu kez siz ‘Sıra bende’ diyorsunuz. ‘Amman Aman’ tam da böyle bir manifesting şarkısı. Canı yanmış ama ah etmemiş, susmuş, sabretmiş ve sonunda kaderin kendisinden yana döndüğünü görmüş herkesin şarkısı.”</p>
<p>Geçtiğimiz yıl ilk albümü “Halim”i müzikseverlerle buluşturan albümünün başarısını sürürken ,</p>
<p>bu kez ilk defa bir düet proje ile müzik severlerle buluşturup 2026 yılında ;</p>
<p>Hande Ünsal’ın Umur Doma ile düeti “Gel”,</p>
<p>1 yıl boyunca en çok dinlenen pop şarkısı ile zirvenin yeniden sahibi oldu.</p>
<p>kendi yazıp bestelediği şarkılarla milyonlarca dinlenmeye ulaşan Hande Ünsal, bu kez de kendi imzasını taşıyan güçlü bir şarkıyla dinleyicisinin karşısında.</p>
<p>Sözü ve müziği Hande Ünsal’a, düzenlemesi Serkan Balkan’a ait “Amman Aman”ın klibinde ise yönetmen Halil Güzel’in imzası var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/hande-unsaldan-ammanaman-261565.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu şarkı gözyaşlarını tutturmayacak</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/bu-sarki-gozyaslarini-tutturmayacak-261562.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/bu-sarki-gozyaslarini-tutturmayacak-261562.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 05:15:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=261562</guid>

					<description><![CDATA[“Yansın” ve “İzim Sende” ile dikkatleri üzerine çeken Deha Haktan, yeni şarkısı “Sevmedin Mi?” ile bu kez ayrılığın en yalnız halini anlatıyor. Sözü ve müziği kendisine ait şarkıları, kendine özgü tarzı ve duygusal yorumuyla dikkat çeken Deha Haktan, şimdi de “Sevmedin Mi?” ile müzikseverlerin karşısına çıkıyor. Düzenlemesinde Emrah Demiralp imzası bulunan “Sevmedin Mi?”, ayrılık sonrası [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Yansın” ve “İzim Sende” ile dikkatleri üzerine çeken Deha Haktan, yeni şarkısı “Sevmedin Mi?” ile bu kez ayrılığın en yalnız halini anlatıyor.</p>
<p>Sözü ve müziği kendisine ait şarkıları, kendine özgü tarzı ve duygusal yorumuyla dikkat çeken Deha Haktan, şimdi de “Sevmedin Mi?” ile müzikseverlerin karşısına çıkıyor.</p>
<p>Düzenlemesinde Emrah Demiralp imzası bulunan “Sevmedin Mi?”, ayrılık sonrası yaşanan yalnızlık duygusunu anlatıyor. Romantik şarkılarıyla kalplere dokunan Deha Haktan, yeni şarkısıyla dinleyenlerin yine gözyaşlarını akıtacak.</p>
<p>Yakışıklılığı ve sahne enerjisiyle kısa sürede genç kızların ilgi odağı olan Deha Haktan, gördüğü ilgiden de oldukça mutlu. Duygusal tarzı ve sempatik tavırlarıyla dikkat çeken genç şarkıcı, “Sevmedin Mi?” ile müzik yolculuğunda iddiasını bir adım daha ileri taşıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/bu-sarki-gozyaslarini-tutturmayacak-261562.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dubai’den İstanbul’a Bentley ile 8 bin kilometrelik yolculuk</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/dubaiden-istanbula-bentley-ile-8-bin-kilometrelik-yolculuk-261204.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/dubaiden-istanbula-bentley-ile-8-bin-kilometrelik-yolculuk-261204.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2026 06:05:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=261204</guid>

					<description><![CDATA[Dubai’de yaşayan Türk avukat ve iş danışmanı Efe Tanay, yeni satın aldığı Bentley Continental GTC W12 model otomobiliyle yaklaşık 8 bin kilometre yol katederek İstanbul’a ulaştı. Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye’den geçen Tanay, yolculuğu sırasında Riyad’da Cristiano Ronaldo’nun maçını izledi, Mekke ve Medine’yi ziyaret ederek umre yaptı. Türk avukat, iş danışmanı ve yatırımcı Efe [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dubai’de yaşayan Türk avukat ve iş danışmanı Efe Tanay, yeni satın aldığı Bentley Continental GTC W12 model otomobiliyle yaklaşık 8 bin kilometre yol katederek İstanbul’a ulaştı. Katar, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye’den geçen Tanay, yolculuğu sırasında Riyad’da Cristiano Ronaldo’nun maçını izledi, Mekke ve Medine’yi ziyaret ederek umre yaptı.</strong></p>
<p>Türk avukat, iş danışmanı ve yatırımcı Efe Tanay, Dubai’de satın aldığı Bentley Continental GTC W12 model otomobilini Türkiye’ye nakliye yoluyla göndermek yerine İstanbul’a kadar kendisi kullanmayı tercih etti. Birleşik Arap Emirlikleri’nden başlayan, Türkiye dâhil beş ülkeyi kapsayan yolculuk, rota üzerindeki ziyaretlerle birlikte yaklaşık 8 bin kilometreyi buldu.</p>
<p>Arap Yarımadası’nın çöl yollarından geçen Tanay, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye ulaştı. Başlangıçta seyahat planında bulunmayan Katar’ı da rotasına ekleyen Tanay, yol boyunca farklı şehirlerde ve ülkelerde mola verdi.</p>
<p><strong>Çölde lastiği patladı</strong></p>
<p>Yolculuğun en zorlu bölümlerinden biri, Ürdün sınırındaki çöl yollarında yaşandı. Otomobilinin lastiği patlayan Tanay, yaşanan aksaklığın ardından yoluna devam etti. Zorlu yol koşullarına ve uzun mesafeye rağmen otomobilin başka ciddi bir sorun yaşamadan İstanbul’a ulaştığını belirtti.</p>
<p>Tanay, kendi aracıyla seyahat etmenin sağladığı özgürlüğü şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Kendi aracınla seyahat etmenin verdiği özgürlük gerçekten bambaşka. Daha önce Afrika’yı da Asya’yı da karayoluyla, otobüslerle boydan boya gezdim. Ancak kendi arabanla istediğin yerde durabilmek, rotanı değiştirebilmek ve hiç planlamadığın yerlere gidebilmek tamamen farklı bir deneyim.”</p>
<p>Tanay’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de benzeri bulunmayan özel Bentley Continental GTC W12 model otomobil, Dubai plakasıyla önümüzdeki iki yıl boyunca İstanbul’da kullanılacak.</p>
<p><strong>Riyad’da Ronaldo’yu izledi, Mekke’de umre yaptı</strong></p>
<p>Tanay, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Cristiano Ronaldo’nun forma giydiği karşılaşmayı tribünden takip etti. Ardından Mekke ve Medine’yi ziyaret ederek umre ibadetini yerine getirdi.</p>
<p>Bu ziyaretler nedeniyle seyahatini yaklaşık bir hafta uzatan Tanay, yolculuğun ardından otomobiline de “Hacı Bentley” adını verdi.</p>
<p><strong>“Savaşın izlerini hâlâ çok net görebiliyorsunuz”</strong></p>
<p>Rotanın bir diğer durağı Suriye oldu. Tanay, uzun yıllar süren savaşın ardından yeniden hareketlenmeye başladığını gözlemlediği bölgeleri kendi aracıyla gezdiğini, yolculuğun bu bölümünde zaman zaman zor ve riskli anlar yaşadığını söyledi.</p>
<p>Suriye geçişine ilişkin izlenimlerini paylaşan Tanay, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bazı yerlerde gezerken dikkatli olmak zorundaydık. Suriye’den geçerken savaşın izlerini hâlâ çok net görebiliyorsunuz. Ama bütün yolculuğun sonunda hem ben hem de araba tek parça İstanbul’a vardık.”</p>
<p><strong>15 yılı aşkın süre yurt dışında yaşadı, yaklaşık 80 ülke gezdi</strong></p>
<p>Hukuk kariyerinin yanı sıra seyahatleriyle de tanınan Tanay, bugüne kadar yaklaşık 80 ülkeyi ziyaret etti. Hayatının 15 yıldan fazlasını Türkiye dışında geçiren Tanay, Moskova’da doktora yaptı; Roma’da yaşadı ve yerel bir hukuk bürosunda çalıştı.</p>
<p>Uzun yıllardır Dubai’de Türk ve yabancı girişimcilere şirket kuruluşu, yatırım planlaması ve uluslararası ticari yapılanma alanlarında danışmanlık ve hukuki destek sunan Tanay, yurt dışına açılan şirketler ve yatırımlar üzerine çalışıyor. Kendi girişimleri de bulunan Tanay, mesleki faaliyetlerini Dubai, İstanbul ve Moskova bağlantıları üzerinden sürdürüyor.</p>
<p>Seyahati iş hayatının bir parçası olarak gördüğünü belirten Tanay, “Benim için seyahat yeni insanlar, yeni kültürler ve yeni iş fikirleriyle tanışmanın bir yolu. Bazen bir yolculuk, hiç planlamadığınız yeni bir iş fikrinin başlangıcı olabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>İstanbul’da daha uzun süre kalmayı planlıyor</strong></p>
<p>Yaşamını Dubai ile İstanbul arasında sürdüren Tanay, bu kez Türkiye’de daha fazla zaman geçirmeyi planladığını, Moskova ve Dubai’deki iş bağlantılarının ise devam edeceğini söyledi.</p>
<p>Türkiye’de en çok insanların samimiyetini, kebabı ve baklavayı özlediğini belirten Tanay, şunları kaydetti:</p>
<p>“Türkiye’nin en güzel taraflarından biri insanların samimiyeti. Bir de kebap ve baklava var. Açıkçası bu üçü için her zaman Türkiye’ye dönmeye değer. Çölleri aşmak gerekirse, yine aşarız.”</p>
<p><strong>Efe Tanay kimdir?</strong></p>
<p>Türk avukat, iş danışmanı ve yatırımcı Efe Tanay, Rusya’da doktora yaptı, İtalya’da yaşadı ve bir hukuk bürosunda çalıştı. Dubai merkezli uluslararası hukuk ve danışmanlık faaliyetlerinin yanı sıra İstanbul ve Moskova ile profesyonel bağlantılarını sürdüren Tanay’ın kendisine ait girişimleri de bulunuyor.</p>
<p>Yaklaşık 80 ülkeyi ziyaret eden Tanay, dünyanın uzak ve tehlikeli bölgelerine yaptığı seyahatlerle Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli haber ve yayınlara konu oldu. Eski millî okçu olan Tanay, çok sayıda yabancı dili Türkçe kadar akıcı konuşuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/dubaiden-istanbula-bentley-ile-8-bin-kilometrelik-yolculuk-261204.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabiha Gökçen’in dev teknoloji ağını yöneten İsmihan Baysal Anderson’ın ilham veren hikâyesi</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/sabiha-gokcenin-dev-teknoloji-agini-yoneten-ismihan-baysal-andersonin-ilham-veren-hikayesi-260882.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/sabiha-gokcenin-dev-teknoloji-agini-yoneten-ismihan-baysal-andersonin-ilham-veren-hikayesi-260882.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:00:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Ekonomi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260882</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı’nın kuruluşunun 25. yılı kapsamında hayata geçirdiği “Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar” belgesel serisi, kadın profesyonellerin hikayelerini ekranlara taşımaya devam ediyor. Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınların ilham veren başarı öykülerinin anlatıldığı serinin yeni bölümünde, Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü İsmihan Baysal Anderson’ın 28 yıllık kariyeri, havacılığın dijital dönüşümüne liderlik eden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı’nın kuruluşunun 25. yılı kapsamında hayata geçirdiği “Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar” belgesel serisi, kadın profesyonellerin hikayelerini ekranlara taşımaya devam ediyor. Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınların ilham veren başarı öykülerinin anlatıldığı serinin yeni bölümünde, Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü İsmihan Baysal Anderson’ın 28 yıllık kariyeri, havacılığın dijital dönüşümüne liderlik eden çalışmaları ve iş hayatının ardındaki yaşam öyküsü izleyicilerle buluşuyor.</p>
<p>Kariyerinin yaklaşık 20 yılını Türkiye’de ve yurt dışında farklı sektörlere yönelik danışmanlık projelerinde geçiren İsmihan Baysal Anderson, ulusal ve uluslararası şirketlerle edindiği deneyimini havacılık sektörüne taşıyor. Havalimanının 7 gün 24 saat kesintisiz çalışan teknoloji altyapısına yön veren Anderson, check-in, boarding ve bagaj sistemlerinden yapay zeka destekli yolcu çözümlerine kadar pek çok teknolojik sürecin yönetiminde görev alarak kurumun dijital dönüşümüne liderlik ediyor. Özellikle yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip eden Anderson ve ekibi, dünyada farklı sektörlerde uygulanan teknolojik çözümleri havacılığa uyarlayarak yolcu deneyimini ve operasyonel verimliliği geliştirmeye odaklanıyor.</p>
<p><strong>Havalimanının görünmeyen teknoloji ağı 7/24 çalışıyor</strong></p>
<p>İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yolcu yoğunluğunun daha etkin yönetilmesi amacıyla yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Bu sistemlerle belirli alanlardaki kuyruk ve yoğunluklar ölçümlenirken, yolcu hareketlerinin ne kadar sürede azaldığı ve süreçlerin hangi hızla ilerlediği takip edilebiliyor. Belirlenen eşiklerin aşılması durumunda operasyon ekiplerine iletilen uyarılar, sahadaki yoğunluğa zamanında müdahale edilmesine katkı sağlıyor.</p>
<p>Anderson’ın liderliğinde gerçekleşen teknolojik dönüşüm çalışmalarından bir diğeri ise  havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy. Kasım 2024&#8217;te Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında “Havacılık sektöründe yapay zeka çözümleri: CRM ve yolcu deneyimi” oturumunda tanıtılan SAVVy, Sabiha Gökçen Havalimanı’na atanan IATA kodu ‘SAW’dan hareketle türetildi. SAVVy’nin kelime anlamı ‘anlayışlı’ olup havalimanının misafirperver ruhunu geleceğin yapay zekâ vizyonuyla harmanlayıp adeta baştan tanımlıyor.</p>
<p>“Yenilikçi, yapay zekâ destekli dijital asistan SAVVy, rutin sorgulamaları otomatikleştirerek yolcu sorularına anlık cevap ve çözümler sunuyor. Böylece Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi&#8217;ndeki çalışanların daha karmaşık konulara odaklanabilmesine ve üstün bir müşteri deneyimi sunulmasına olanak sağlıyor.”</p>
<p>7 gün 24 saat sekiz dilde (Türkçe, İngilizce,Rusça, Fransızca,Çince, İspanyolca, İtalyanca ve Almanca) hizmet veren ve bugün çağrı merkezine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 40’ını tek başına karşılayan SAVVy, yolcuların havalimanına ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilere hızlı biçimde ulaşmasını sağlıyor.</p>
<p>SAVVy uçuş ve otopark sistemleriyle entegrasyonu bulunan dijital asistanın bir sonraki aşamasında WhatsApp entegrasyonu üzerinde çalışılıyor. Böylece yolcuların bilgiye erişim kanallarının daha da genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Anderson’ın havalimanındaki teknoloji yolculuğunda dikkat çeken bir diğer proje ise E-Pasaport uygulaması. Biyometrik doğrulama teknolojileriyle çalışan sistem sayesinde yolcular, pasaport kontrol işlemlerini otomatik kapılar üzerinden daha hızlı ve bağımsız şekilde tamamlayabiliyor. Check-in’den boardinge, bagaj süreçlerinden yolcu bilgilendirmeye kadar havalimanındaki pek çok kritik sürecin arkasında kesintisiz çalışan bir teknoloji altyapısı ve ekibi yer alıyor.</p>
<div id="attachment_260883" style="width: 710px" class="wp-caption alignleft"><img aria-describedby="caption-attachment-260883" class="size-full wp-image-260883" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/ismihan-Baysal-Anderson.jpg" alt="" width="700" height="467" srcset="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/ismihan-Baysal-Anderson.jpg 700w, https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/ismihan-Baysal-Anderson-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><p id="caption-attachment-260883" class="wp-caption-text"><strong>İsmihan Baysal Anderson</strong></p></div>
<p><strong>“Ailelerimizle birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Günde 150 bin kişinin geçiş yaptığı ve sürekli yaşayan bir ekosistemde iş sürekliliğinin en önemli konu olduğunun altını çizen İsmihan Baysal Anderson, &#8220;Bilgi işlem sistemlerini ayakta tutmak için 7/24 çalışan bir ekibiz. Kendi döneminde birçok kabulü yıkmış ve fark yaratmış Sabiha Gökçen’den aldığımız ilhamla birbirinden önemli uygulamaları ve çözümleri hayata geçiriyoruz. Yolcu deneyimini ve operasyonların işleyişini sürekli olarak iyileştirmek için teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Misafirlerimiz bizimle farklı dillerden hızlıca iletişime geçebiliyor. Kriz durumunda her an ulaşılabilir oluyoruz. Bilgi işlem sistemleri, yolcu süreçlerini kesintisiz olarak takip eden ve taleplerini karşılayan bir sistem. Ulaşılabilir olmamak gibi bir şansınız yok” diyerek aile desteğinin önemine değindi:</p>
<p>“Gece saat üçte ya da tatildeyken bile acil durum telefonlarıyla havalimanına büyük bir sorumluluk bilinciyle dönmek zorunda kalabiliyoruz. Böyle anlarda eşim ve çocuklarım bana çok destek oluyor. &#8216;Sen git, biz iyiyiz&#8217; dedikleri anda kendimi iyi hissediyorum onlardan aldığım güçle işimin başına dönüyorum. Biz sadece havalimanındaki ekibimizle değil, ailelerimizle de birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz&#8221; diyen Anderson, başarının arkasındaki dayanışmaya dikkat çekiyor.</p>
<p>Anderson’ın iş hayatının dışında kendisine ayırdığı zaman ise sanatla şekilleniyor. Teknoloji, sistemler ve yoğun operasyonlarla geçen çalışma temposunu resim ve nakışla dengelediğini anlatan Anderson, renkler ve desenlerle ilgilenmenin kendisine farklı bir alan sunduğunu ifade ediyor.</p>
<p><strong>“Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin” </strong></p>
<p>28 yıllık kariyerinde teknoloji sektöründeki dönüşüme yakından tanıklık eden Anderson, kadınların teknoloji ve mühendislik alanlarında daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekiyor. Başarılı lider, özellikle kız çocuklarının matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin ailelerden başlayan bir destek süreci olduğuna vurgu yapıyor. Kadınların teknoloji ekiplerine yalnızca farklı bir bakış açısı değil; iletişim, detay yönetimi ve değişim süreçlerinde de önemli katkılar sunduğunu belirten Anderson, genç kadınların teknoloji alanında kariyer yapma konusunda cesaretlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Anderson’ın gençlere tavsiyesi ise hayal etmekten, denemekten ve öğrenmekten vazgeçmemek üzerine kuruluyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin. Hayal etmek, hayallerin peşinden koşmak, denemek, öğrenmek ve sürekli gelişmek bence en önemlisi.” diyen Anderson, karşılaşılan zorlukların öğrenme ve gelişme yolculuğunun bir parçası olduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>“Teknoloji ekiplerine kadınlar dahil olduğunda ekip inanılmaz güzelleşiyor”</strong></p>
<p>Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınlardan ilham veren hikayeler sunan belgeselin yeni bölüm anlatıcısı İsmihan Baysal Anderson, teknoloji dünyasında erkek çalışanların hala sayıca daha fazla olduğunu belirterek, kız çocuklarının özellikle matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin toplumsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Kadınların özellikle detay yönetimi, iletişim ve değişim süreçlerinde teknoloji ekiplerine önemli katkılar sunduğunu söyleyen Anderson şu sözleri kullandı:</p>
<p>“Sadece erkeklerin yoğunlukta olduğu ekiplerin içine kadınları dahil ettiğinizde o ekip inanılmaz güzelleşiyor. İletişim seviyesi başka bir noktaya geliyor. İnsanlar birbirlerini anlamak ve dinlemek için daha fazla çaba gösteriyor ve daha iyi sonuçlar elde ediyoruz. Kadınlar özellikle detayları işleme konusunda çok güçlüler. Teknolojiyi uygularken değişimi de yönetmeniz gerekiyor; iletişim de kadınların kuvvetli olduğu alanlardan biri.”</p>
<p><strong><em>İsmihan Baysal Anderson kimdir?</em></strong></p>
<p><em>28 yıllık deneyime sahip olan İsmihan Baysal Anderson, kariyerinin yaklaşık 20 yılında danışmanlık sektöründe görev almıştır. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında farklı sektörlerden uluslararası şirketlerle çalışma deneyimi edinen tecrübeli isim, son 8 yıldır İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü olarak görev almaktadır. Anderson; havalimanının 7/24 çalışan kritik bilgi teknolojileri altyapısının sürekliliğinden, yolcu ve operasyon süreçlerinin dijitalleştirilmesinden ve yeni nesil teknolojilerin havalimanı deneyimine entegre edilmesinden sorumludur. E-Pasaport uygulamalarından yapay zeka destekli görüntü işleme çözümlerine ve üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy’ye kadar pek çok teknolojik dönüşüm projesinin hayata geçirilmesine liderlik eden Anderson, farklı sektörlerde edindiği deneyimi havacılığın ihtiyaçlarıyla buluşturarak yolcu deneyimi ve operasyonel verimliliğin geliştirilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/sabiha-gokcenin-dev-teknoloji-agini-yoneten-ismihan-baysal-andersonin-ilham-veren-hikayesi-260882.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayal gerçeğe dönüşüyor: Project Nightingale’in test programı başladı</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/hayal-gercege-donusuyor-project-nightingalein-test-programi-basladi-260712.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/hayal-gercege-donusuyor-project-nightingalein-test-programi-basladi-260712.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 06:33:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260712</guid>

					<description><![CDATA[Project Nightingale, yalnızca 100 müşteri otomobiliyle sınırlı Coachbuild Collection’ı mükemmelleştirmek üzere 350 haftaya yayılan, Güney Avrupa’da başlayan ve 1.430 saatlik aerodinamik modelleme ile rüzgâr tüneli testlerini kapsayan kapsamlı bir test programına giriyor. Bu titiz süreç kapsamında Piano Boot, 15.000 açma ve kapama döngüsüyle test ediliyor. Rolls-Royce Motor Cars, Nisan 2026’da yalnızca 100 müşteri otomobiliyle sınırlı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Project Nightingale, yalnızca 100 müşteri otomobiliyle sınırlı Coachbuild Collection’ı mükemmelleştirmek üzere 350 haftaya yayılan, Güney Avrupa’da başlayan ve 1.430 saatlik aerodinamik modelleme ile rüzgâr tüneli testlerini kapsayan kapsamlı bir test programına giriyor. Bu titiz süreç kapsamında Piano Boot, 15.000 açma ve kapama döngüsüyle test ediliyor.</strong></p>
<p>Rolls-Royce Motor Cars, Nisan 2026’da yalnızca 100 müşteri otomobiliyle sınırlı özel bir Coachbuild Collection olan Project Nightingale’i duyurdu. Coachbuilding’in sunduğu sınırsız tasarım özgürlüğünü Rolls-Royce’un tavizsiz tamamen elektrikli güç aktarma sistemiyle buluşturan Project Nightingale, markanın bugün ulaşabileceği en sıra dışı noktayı temsil ederken geleceğe dair büyüleyici bir vizyon sunuyor. Projenin tanıtıldığı ilk andan itibaren, sipariş veren müşteriler, bu otomobilleri dünyanın dört bir yanında kullanılacaklarını ve keyifle süreceklerini vurguladılar. Project Nightingale’ı bu yolculuklara hazırlamak için Rolls-Royce, olağanüstü bir titizlikle çalışarak prototipleri marka tarihindeki en kapsamlı test programlarından birinden geçirecek.</p>
<p><strong>350 hafta sürecek kapsamlı test süreci</strong></p>
<p>Rolls-Royce mühendisleri, müşterilerin otomobillerini kullanmayı planladığı en zorlu koşullarda ve güzergâhlarda Project Nightingale’ı test etmek için toplam 350 haftalık bir çalışma yürütecek. Prototip otomobiller, Akdeniz’in kıvrımlı sahil yollarından Kuzey Kutup Dairesi’ne ve Arap Yarımadası’nın çöllerine uzanan kapsamlı bir test programında, aşırı sıcaklıklar ve 2.750 metreye varan rakımlarla mücadele edecek.</p>
<p>Program, Project Nightingale’ın 100 yılı aşkın bir süre önce Rolls-Royce’un otomobil geliştirmedeki titiz yaklaşımını oluşturduğu Güney Avrupa yollarına dönmesiyle başlıyor. Güney Fransa ile kurulan bağ ise özel bir anlam taşıyor. Project Nightingale adını, Fransızca “bülbül” anlamına gelen Le Rossignol’dan alıyor. Le Rossignol, Henry Royce’un Fransız Rivierası’ndaki kışlık evinin yakınında, tasarımcıları ve mühendisleri için inşa ettirdiği özel yapının adıydı. 20. yüzyılın başlarında Rolls-Royce mühendisleri, otomobillerin dayanıklılığını bu merkezde, markanın Châteauroux’daki test tesisinde ve Monte Carlo ile Londra arasındaki yollarda titizlikle sınardı. Aradan geçen bir asırdan fazla zamanın ardından Project Nightingale, bu geleneği sürdürüyor ve daha önce üretilmiş hiçbir Rolls-Royce’a benzemeyen bu otomobile aynı titiz yaklaşımı uyguluyor.</p>
<p>Yol testleri programı, yaklaşık üç yıl önce başlayan geliştirme sürecinin en son aşamasını oluşturuyor. Statik prototipler, gelişmiş dijital simülasyonlar ve rüzgâr tüneli testlerini kapsayan 1.430 saati aşkın aerodinamik modelleme sürecini şimdiden tamamladı. Kapsamlı laboratuvar çalışmalarından elde edilen sonuçlar, Project Nightingale’ın saatte 155 mile (yaklaşık 249 km/s) varan hızlara ulaşacağı özel bir yüksek hızlı test tesisinde doğrulanacak. Burada otomobiller, rüzgâr sesini neredeyse hissedilmeyecek seviyeye indirmek amacıyla kapsamlı analizlerden de geçirilecek. Böylece bu Coachbuild Collection’ı tanımlayan benzersiz güç, dinginlik ve kusursuz zahmetsizlik birleşimi korunacak.</p>
<p>Aynı titiz yaklaşım, otomobilin içindeki hava akışına da uzanıyor. Rolls-Royce, Project Nightingale için özel olarak tamamen elektrikli bir rüzgâr deflektörü geliştirerek patentini aldı. Zarif mühendislik yaklaşımıyla tasarlanan bu sistem, yüksek basınçlı havanın arkadan kabin içine doğru ilerleyerek iç mekânda öne yönelmesini önlüyor. Program boyunca sistem, farklı hızlarda test edilerek iç mekândaki son derece düşük türbülans seviyesinin daha da azaltılması ve tavan açıkken soğuk iklimlerde sürüş sırasında kabin sıcaklığının korunması hedeflenecek.</p>
<p>Otomobilin olağanüstü zarafetini neredeyse her koşulda koruma yaklaşımı, tavan tasarımında da kendini gösteriyor. Kaşmir, kumaş ve yüksek performanslı kompozitlerden oluşan özel ses yalıtım malzemesiyle kaplanan tavan, kumaşı, kapanma mekanizması ve performansı açısından 80°C’ye varan sıcaklıklarda gerçekleştirilecek 10 ayrı testten geçecek. Bu zorlu koşullar, Project Nightingale müşterilerinin dünyanın dört bir yanında, yılın her döneminde otomobillerini kullanacakları global yaşam tarzlarını yansıtıyor.</p>
<p><strong>Daha önce hiçbir Rolls-Royce modelinde görülmemiş Piano Boot</strong></p>
<p>Programın ilerleyen aşamalarında odak, Project Nightingale’ı benzersiz kılan sıra dışı mühendislik detaylarına çevriliyor. Bunların başında, Rolls-Royce tarihinde ilk kez kullanılan Piano Boot geliyor. Konsol üzerinde yana doğru açılan Piano Boot, 15.000’e kadar açma ve kapama döngüsüyle test edilecek. Böylece bu ikonik hareketin kusursuz zarafeti ve zahmetsiz kullanımı, nesiller boyunca tekrarlanan kullanımda dahi korunacak.</p>
<p>Ancak Project Nightingale’ı tanımlayan her şey ölçülebilir değil. Ölçüm cihazları hassas verileri kaydedebilir; ancak bir otomobilin Rolls-Royce’a özgü dinginlik ve kusursuz hâkimiyet seviyesine ulaşıp ulaşmadığını nihai olarak belirleyen, markanın en deneyimli mühendislerinin uzmanlığı ve sezgisi olur.</p>
<p>Project Nightingale, Sir Henry Royce’u 1920’lerde deneysel “EX” otomobillerini geliştirmeye yönelten aynı cesur ruhu yansıttığını belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “<em>Geleneklerin sınırlarına bağlı kalmadan, Rolls-Royce’un gerçek potansiyelini keşfetme tutkusuyla yola çıktık. Markanın tarihinde, onu yaratanlardan bu denli fazlasını talep eden çok az otomobil oldu. Bu nedenle Project Nightingale, tasarlandığı titizlikle test ediliyor. Program, Rolls-Royce’un bir asır önce dünyaya kendini kanıtladığı Avrupa yollarında başlıyor; ardından müşterilerimizin otomobillerini kullanmayı tercih edebileceği dünyanın farklı iklimlerinde devam ediyor. Her detay olağanüstü bir titizlikle geliştiriliyor; buna 15.000 kullanım döngüsünün ardından bagajın kapanma sesi bile dâhil. Daha azı, ne bu markaya ne de gerçekten sıra dışı olan bu otomobile yakışır</em>.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/hayal-gercege-donusuyor-project-nightingalein-test-programi-basladi-260712.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep’in asırlık mirası Londra Moda Haftası’nda damga vurdu!</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/gaziantepin-asirlik-mirasi-londra-moda-haftasinda-damga-vurdu-260664.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/gaziantepin-asirlik-mirasi-londra-moda-haftasinda-damga-vurdu-260664.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 07:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260664</guid>

					<description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in kültürel mirasa ve kadın emeğine verdiği değer, dünya modasının kalbi Londra’da tarihi bir başarıya dönüştü. UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kazandırılan asırlık &#8220;Antep işi nakışı&#8221;, Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin vizyoner adımlarıyla Londra Moda Haftası’nın en çok konuşulan olayı oldu. Başkan Fatma Şahin’in bizzat öncülük ettiği ve dünyaca ünlü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in kültürel mirasa ve kadın emeğine verdiği değer, dünya modasının kalbi Londra’da tarihi bir başarıya dönüştü. UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kazandırılan asırlık &#8220;Antep işi nakışı&#8221;, Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin vizyoner adımlarıyla Londra Moda Haftası’nın en çok konuşulan olayı oldu.</p>
<p>Başkan Fatma Şahin’in bizzat öncülük ettiği ve dünyaca ünlü modacı Bora Aksu ile yürütülen özel iş birliği, St Cyprian&#8217;s Kilisesi’nde düzenlenen görkemli bir defileyle meyvesini verdi. Antep işi nakışın büyüleyici detaylarıyla işlenen İlkbahar-Yaz 2027 kreasyonu, moda otoritelerinden tam not aldı.</p>
<p><strong>FATMA ŞAHİN: &#8220;ANNEMİN EL EMEĞİYLE OKUDUM&#8221;</strong></p>
<p>Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın eşi Sevcan Ertaş ile birlikte defileyi izleyen Başkan Fatma Şahin, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada mirasa sahip çıkmanın önemine vurgu yaptı. Nakışın kendisi için duygusal bir anlam taşıdığını belirten Şahin, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Bunlar bize emanet. Rahmetli annem bu nakışları işleyerek beni okuttu. Antep işi nakış hem aile ekonomisine can veriyor hem de kadınlarımızın göz nurunu temsil ediyor. Kutnu kumaşının Dior koleksiyonlarına girmesinin ardından şimdi de Antep işi nakışımızı dünya podyumlarına taşıdık. Hedefimiz bu değeri evrenselleştirmek.&#8221;</p>
<p><strong>DÜNYACA ÜNLÜ MODACIDAN BÜYÜKŞEHİR VİZYONUNA ÖVGÜ</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin davetiyle kente gelerek nakışları yerinde inceleyen modacı Bora Aksu ise geleneksel ustalığa hayran kaldığını belirtti. Aylar süren &#8220;ip çekme&#8221; tekniğiyle üretilen nakışları kıyafetlere dönüştürmekten gurur duyduğunu ifade eden Aksu, bu köklü geleneğin podyumlarda hak ettiği değeri bulduğunu vurguladı.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin bu küresel atılımı, yerel el sanatlarının uluslararası moda devleriyle yarışabileceğini bir kez daha kanıtladı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/gaziantepin-asirlik-mirasi-londra-moda-haftasinda-damga-vurdu-260664.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rolls-Royce tarihinde bir ilk; Abalone kabuğu kakma işçiliği ile Phantom Hummingbird</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/rolls-royce-tarihinde-bir-ilk-abalone-kabugu-kakma-isciligi-ile-phantom-hummingbird-260522.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/rolls-royce-tarihinde-bir-ilk-abalone-kabugu-kakma-isciligi-ile-phantom-hummingbird-260522.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 06:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260522</guid>

					<description><![CDATA[Rolls-Royce Motor Cars, bir müşterisinin eşine ithafen tasarlanan ve Private Office Dubai aracılığıyla hayata geçirilen Phantom Extended Private Commission modeli Phantom Hummingbird’ü tanıtıyor. Neşenin, dayanıklılığın ve her anın içindeki güzelliği keşfetmeyi simgeleyen sinek kuşundan adını alan bu otomobil, doğanın incelikli güzelliğini yansıtmak üzere tasarlandı. Rolls-Royce tarihinde bir ilke imza atan bu Private Commission, olağanüstü doğal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Rolls-Royce Motor Cars, bir müşterisinin eşine ithafen tasarlanan ve Private Office Dubai aracılığıyla hayata geçirilen Phantom Extended Private Commission modeli Phantom Hummingbird’ü tanıtıyor. Neşenin, dayanıklılığın ve her anın içindeki güzelliği keşfetmeyi simgeleyen sinek kuşundan adını alan bu otomobil, doğanın incelikli güzelliğini yansıtmak üzere tasarlandı.</strong></p>
<p>Rolls-Royce tarihinde bir ilke imza atan bu Private Commission, olağanüstü doğal ışıltısıyla öne çıkan abalone kabuğundan yaratılan özel kakma işçiliğini tasarıma taşıyor. Kabuğun sedefli iç yüzeyi ışıkla etkileşime girdiğinde, karakteristik mavi-yeşil bir parlaklık ortaya çıkarıyor. Bu özel malzeme, dünyanın en renkli canlılarından biri olan sinek kuşunun ışıltılı tüylerini yansıtmak üzere sedefle buluşturuluyor. Sinek kuşunun canlı renkleri, tüylerindeki mikroskobik yapıların ışığı küçük prizmalar gibi kırıp yansıtmasıyla oluşuyor ve bakış açısına göre değişen renk parlamaları yaratıyor. El boyaması bir sinek kuşu motifi ise dış Coachline tasarımını tamamlıyor.</p>
<p><img class="size-full wp-image-260523 alignleft" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/Rolls-Royce-PhantomHummingbird..jpg" alt="" width="309" height="232" srcset="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/Rolls-Royce-PhantomHummingbird..jpg 309w, https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/Rolls-Royce-PhantomHummingbird.-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 309px) 100vw, 309px" /></p>
<p><strong>Özel kakma işçiliği: Doğanın ışıltısını yansıtmak</strong></p>
<p>İncelikli kakma işçiliği, iki farklı kompozisyonda kendini gösteriyor. Her Picnic Table (arka koltuk masası) üzerinde uçuşa geçen sinek kuşu motifi, 53 ayrı abalone kabuğu ve sedef parçasının bir araya gelmesiyle oluşturuluyor. Motifin kanatlarında ise 18 ayrı parça yer alıyor. İki arka koltuğun arasında yer alan Rear Waterfall (arka orta panel) bölümünde, 84 parçadan oluşan bir botanik motif açılarak uzanıyor. Toplamda dokuz aydan uzun sürede geliştirilen bu kompozisyon hem malzeme hem de onunla çalışmayı öğrenen zanaatkârlar açısından yoğun bir geliştirme süreci gerektirdi. Son derece ince ve kırılgan olan abalone kabuğuyla çalışırken, Bespoke Collective’in tasarımcı, mühendis ve zanaatkârları her bir parçanın kesiminden yüzey işlemine ve kaplama üzerine kusursuz biçimde yerleştirilmesine kadar tüm detayları titizlikle geliştirdi.</p>
<p>Bu hassas malzemeyle çalışmanın ideal yöntemi bulunana kadar altı farklı uygulama geliştirildi. Son uygulamada zanaatkârlar, her bir parçanın yerine hem hassas hem de sağlam biçimde yerleştirilebilmesi için sedef ve abalone kabuğunu inceltti. Ardından uygulanan lake işlemiyle malzemenin doğal güzelliği korunurken, nesiller boyunca aktarılması öngörülen bir Rolls-Royce’dan beklenen kalıcılık da gözetildi.</p>
<p>Abalone kabuğu ve sedefin her bir parçası, lazerin kendi yanma payını hesaba katmak üzere nihai ölçüsünden 0,06 mm daha büyük olacak şekilde lazerle kesiliyor; ardından elle inceltilerek, kusursuz ölçüsüne getiriliyor. Her bir parçanın kenarı, yanındaki parçayla kusursuz biçimde birleşene ve arada hiçbir iz kalmayana kadar elle işleniyor. Bu hassasiyet, özellikle sinek kuşunun kanatlarında öne çıkıyor; bu hassas uyum, yalnızca insan elinin ustalığıyla sağlanabiliyor. Kesim ve yerleştirme işlemlerinin ardından her bir Picnic Table ve Rear Waterfall panelinin tamamlanması sekiz saatlik titiz bir çalışma gerektirdi. Üç panel için toplam çalışma süresi ise 45 saate ulaştı.</p>
<p><strong>İç tasarım: Doğadan ilham alan bir renk paleti</strong></p>
<p>İç mekânın renk paleti, ilk kez kullanılan abalone kakma işçiliğini tamamlayacak şekilde titizlikle oluşturuldu. Ash Burr kaplama, üç kakma panelinin tamamında tasarımın zeminini oluşturuyor. Picnic Table motiflerinde kullanılan Silver Birch ise tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Motifteki tüm parçalar, damar yapısının kompozisyonla kusursuz bir uyum sağlaması için özel olarak seçilip titizlikle incelenen tek bir ahşap kütüğünden elde ediliyor.</p>
<p>Koltuklarda, Moccasin ve Tan tonlarındaki detaylarla tamamlanan Creme Light deri kullanılıyor. Seashell halılar ise Starlight Headliner’ın ışıltılı atmosferini tamamlıyor.</p>
<p><strong>Son detaylar: Temanın dış tasarıma yansıması</strong></p>
<p>İç mekândaki temayı dış tasarıma da taşıyan Phantom Hummingbird’ün alt gövdesi Wildberry, üst gövdesi ise White Sands tonunda tasarlanıyor. İki renk arasındaki geçiş, otomobilin gövde çizgisi boyunca uzanan ve üzerinde uçuşa geçen bir sinek kuşu motifinin yer aldığı, elle uygulanan White Sands Coachline ile tamamlanıyor.</p>
<p>Doğanın Rolls-Royce tasarımları için her zaman zengin bir ilham kaynağı olduğunu söyleyen Phil Fabre de la Grange (Head of Bespoke, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: <em>“Doğa, tasarımcılarımıza ve zanaatkârlarımıza yorumlayabilecekleri olağanüstü formlar ve renkler sunuyor. Müşterilerimiz, bu ilhamı yeni ve beklenmedik şekillerde keşfetmeye devam etmemiz için bizi sürekli olarak teşvik ediyor. Bu özel Private Commission da bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Abalone kabuğunun Rolls-Royce kakma işçiliğine ilk kez dahil edilmesi, tasarımcılarımız ve zanaatkârlarımız için yeni ve yaratıcı bir teknik yolculuk başlattı. Bu çalışma, sinek kuşunun büyüleyici varlığına zarif bir saygı duruşu niteliğinde.”</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/rolls-royce-tarihinde-bir-ilk-abalone-kabugu-kakma-isciligi-ile-phantom-hummingbird-260522.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ankara’da deniz mi vardı?” sözü gerçek oldu</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/ankarada-deniz-mi-vardi-sozu-gercek-oldu-260488.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/ankarada-deniz-mi-vardi-sozu-gercek-oldu-260488.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 07:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260488</guid>

					<description><![CDATA[Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında, 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış Gastropoda fosili keşfedildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kentinde bulunan fosile ilişkin, “Fosilin, binlerce yıl önce Külhöyük sakinleri tarafından yerleşime taşınmış olabileceği değerlendirmesi ise keşfi daha da dikkat çekici kılıyor.” dedi. Ankara’nın arkeolojik geçmişine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında, 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış Gastropoda fosili keşfedildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kentinde bulunan fosile ilişkin, “Fosilin, binlerce yıl önce Külhöyük sakinleri tarafından yerleşime taşınmış olabileceği değerlendirmesi ise keşfi daha da dikkat çekici kılıyor.” dedi.</strong></p>
<p>Ankara’nın arkeolojik geçmişine ilişkin önemli bulguların ortaya çıkarıldığı Külhöyük, bu kez insanlık tarihinin çok daha öncesine uzanan bir iz taşıyor. Kazı alanında bulunan fosil, milyonlarca yıl önce Orta Anadolu’yu da kapsayan Tetis Denizi’nin doğal yaşamına ilişkin dikkat çekici bir bulgu olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından duyurduğu keşfe ilişkin olarak yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ankara’daki Külhöyük’ten dikkat çekici bir keşif daha! Geçtiğimiz günlerde 4 bin yıllık Hitit kabında Sevgi Çiçeği’nin bilinen en eski tohum kalıntılarına ulaştığımız Külhöyük, bu kez Ankara’nın milyonlarca yıl öncesine uzanan doğal tarihine ışık tutuyor. Gölbaşı Oyaca’daki kazılarımızda, 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış Gastropoda fosili keşfedildi. Fosilin, Orta Anadolu’yu kapsayan Tetis Denizi’nin son evrelerine ait olduğu düşünülüyor. 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kenti Külhöyük’te bulunan fosilin, binlerce yıl önce Külhöyük sakinleri tarafından yerleşime taşınmış olabileceği değerlendirmesi ise keşfi daha da dikkat çekici kılıyor. Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde, Bakanlığımız ve Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında yürüttüğümüz çalışmalarla Külhöyük’ün geçmişini yeni bulgularla aydınlatmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Orta Anadolu’nun Milyonlarca Yıl Öncesinden Bir İz</strong></p>
<p>Külhöyük kazı alanında bulunan Gastropoda fosilinin, 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış karından ayaklı bir salyangoza ait olduğu belirtildi.</p>
<p>Fosilin, yaklaşık 250 milyon yıl önce oluşmaya başlayan ve Orta Anadolu’yu da kapsayan Tetis Denizi’nin son evrelerine ait olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong>Fosil Külhöyük’e Binlerce Yıl Önce Taşınmış Olabilir</strong></p>
<p>Keşfin arkeolojik açıdan dikkat çeken yönünü ise fosilin bulunduğu yer oluşturuyor. 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kenti Külhöyük’te ortaya çıkarılan fosilin, binlerce yıl önce yerleşim sakinleri tarafından buraya taşınmış olabileceği değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu ihtimal, milyonlarca yıllık doğal bir oluşumun çok daha sonraki dönemlerde Külhöyük sakinlerinin yaşam alanına nasıl ulaştığına ilişkin yeni bir araştırma başlığı ortaya koyuyor.</p>
<p>Külhöyük’teki arkeolojik kazılar, 2021 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde, Ankara Üniversitesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında yürütülüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/ankarada-deniz-mi-vardi-sozu-gercek-oldu-260488.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Knot: Gateway to Anatolia, İç Anadolu’nun turizm değerlerini dünyaya taşıyor</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/the-knot-gateway-to-anatolia-ic-anadolunun-turizm-degerlerini-dunyaya-tasiyor-260415.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/the-knot-gateway-to-anatolia-ic-anadolunun-turizm-degerlerini-dunyaya-tasiyor-260415.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:36:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260415</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin farklı destinasyonlarını sinematografik hikayelerle uluslararası izleyiciyle buluşturan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Go Türkiye Mini Dizileri, dünya çapında geniş kitlelere ulaşmaya devam ediyor. Serinin son yapımlarından “Kalbimin Rotası Karadeniz”, bir haftalık yayın sürecinde toplam 62,2 milyon gösterim ve 45,8 milyon izlenmeye ulaştı. Serinin yeni yapımı “The Knot: Gateway to Anatolia” ise ağırlıklı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin farklı destinasyonlarını sinematografik hikayelerle uluslararası izleyiciyle buluşturan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Go Türkiye Mini Dizileri, dünya çapında geniş kitlelere ulaşmaya devam ediyor. Serinin son yapımlarından “Kalbimin Rotası Karadeniz”, bir haftalık yayın sürecinde toplam 62,2 milyon gösterim ve 45,8 milyon izlenmeye ulaştı. Serinin yeni yapımı “The Knot: Gateway to Anatolia” ise ağırlıklı olarak Ankara olmak üzere Eskişehir, Konya ve Çorum’un tarih, sanat, doğa ve gastronomi zenginliğini romantik bir keşif hikayesiyle ekranlara taşıyor.</strong></p>
<h5>SILA TÜRKOĞLU VE SERKAN ÇAYOĞLU ANADOLU’NUN İZİNDE</h5>
<p>Mini dizinin başrollerinde, sanat tarihçisi Bahar karakterine hayat veren <strong>Sıla Türkoğlu</strong> ile sanat tarihçisi Toprak karakterini canlandıran <strong>Serkan Çayoğlu</strong> yer alıyor. İkilinin hikayesine Profesör karakterini canlandıran Levent Özdilek<strong> </strong>eşlik ediyor.</p>
<p>Süreç Film imzasını taşıyan “The Knot: Gateway to Anatolia”nın yönetmen koltuğunda Yunus Ozan Korkut otururken, senaryosunu Melih Özyılmaz ve Elif Türker kaleme aldı.</p>
<h5>AKADEMİK REKABETTEN ANADOLU’NUN İZİNDE BİR KEŞİF YOLCULUĞUNA</h5>
<p>Romantizm, tarih, sanat ve keşfi aynı hikayede buluşturan <strong>“The Knot: Gateway to Anatolia”</strong>, aynı üniversitede görev almak isteyen iki sanat tarihçisi Toprak ve Bahar’ın akademik rekabetle başlayan hikayesini konu alıyor. İkilinin yolları, Türkiye’nin tarihi ve kültürel değerlerinin izini sürdükleri bir keşif yolculuğunda kesişirken, ağırlıklı olarak Ankara olmak üzere Eskişehir, Konya ve Çorum’daki farklı destinasyonlar da hikayenin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.</p>
<p>Geçmişin izlerini takip ederken birbirlerini de yeniden keşfeden Toprak ve Bahar’ın yolculuğu, romantik bir hikayeyi Anadolu’nun binlerce yıllık birikimi ve şehirlerin sunduğu farklı turizm deneyimleriyle buluşturuyor.</p>
<h5>ANADOLU’NUN HİKAYESİ DÜNYA İZLEYİCİSİYLE BULUŞUYOR</h5>
<p>Türkiye’nin destinasyonlarını özgün hikayeler ve sinematografik yapımlarla uluslararası izleyiciyle buluşturan Go Türkiye, <strong>“The Knot: Gateway to Anatolia”</strong> ile bu kez Ankara’dan Eskişehir, Konya ve Çorum’a uzanan bir Anadolu rotasını odağına alıyor.</p>
<p>Tarih, sanat, doğa ve gastronomiyi romantik bir macera etrafında bir araya getiren yapım, Türkiye’nin yalnızca tarihi değerlerini değil, farklı seyahat deneyimlerini de hikayenin parçası haline getiriyor. Böylece Ankara başta olmak üzere Eskişehir, Konya ve Çorum’un turizm çeşitliliği<strong>,</strong> güçlü bir hikaye anlatımıyla uluslararası izleyiciye taşınıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/the-knot-gateway-to-anatolia-ic-anadolunun-turizm-degerlerini-dunyaya-tasiyor-260415.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barbaros: “Var mı?”nın ardından “Yok mu?”:  “Bazı cevapların hiç gelmeyeceğini biliyorum”</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/barbaros-var-minin-ardindan-yok-mu-bazi-cevaplarin-hic-gelmeyecegini-biliyorum-260243.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/barbaros-var-minin-ardindan-yok-mu-bazi-cevaplarin-hic-gelmeyecegini-biliyorum-260243.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Renkli Dünyalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=260243</guid>

					<description><![CDATA[Pasion Turca etiketi ile çıkan yeni şarkısı “Yok Mu?” hakkında konuşan Barbaros, cevabını artık beklemediği soruları, mizahı neden bir “zırh” olarak gördüğünü, geçmişte yaptığı seçimleri ve bugün olsa genç Barbaros’a ne söyleyeceğini MAG Okurları için anlattı. Yeni şarkınız “Yok Mu?” ile yeniden dinleyici karşısındasınız. Bu şarkının sizde bıraktığı ilk duygu ne oldu? İlk dinlediğimde hem [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pasion Turca etiketi ile çıkan yeni şarkısı “Yok Mu?” hakkında konuşan Barbaros, cevabını artık beklemediği soruları, mizahı neden bir “zırh” olarak gördüğünü, geçmişte yaptığı seçimleri ve bugün olsa genç Barbaros’a ne söyleyeceğini MAG Okurları için anlattı.</p>
<p><strong>Yeni şarkınız “Yok Mu?” ile yeniden dinleyici karşısındasınız. Bu şarkının sizde bıraktığı ilk duygu ne oldu?</strong></p>
<p>İlk dinlediğimde hem gülümsedim hem de içim biraz burkuldu. Çünkü şarkı derdini anlatıyor ama kendini fazla ciddiye almıyor. O ironik tarafını hemen sevdim ve “Bu şarkı tam bana göre!” dedim. Bir de “Var Mı?”dan sonra “Yok Mu?” esprisi elbette hoşuma gitti. Şarkının içindeki bu zıtlık bana çok çekici geldi.</p>
<p><strong>Murat Güneş’in “Var Mı?”dan sonra “Yok Mu?”yu yazması tesadüf gibi görünmüyor. Sizce bu iki şarkı yan yana geldiğinde nasıl bir hikâye anlatıyor?</strong></p>
<p>Aslında iki ayrı hikâye. Birbirinden çok farklı şarkılar. “Var Mı?” çok daha mutlu, daha aydınlık hislerle dolu. Orada sevdiğine içindeki emin ve gururlu ifadeyle seslenen biri var. “Yok Mu?” ise daha karanlık bir mizah içeriyor. Sitem duygusunu barındırırken aynı zamanda ironik bir yerden konuşuyor. Gerek melodik yapı gerek anlatım açısından birbirlerinden çok ayrılıyorlar. Dolayısıyla arka arkaya gelmeleri hoş bir tesadüf ama bana göre iki farklı ruh hâlini anlatıyorlar.</p>
<p><strong>Hayatınızda “Yok mu?” diye sormaktan yorulduğunuz, artık cevabını beklemediğiniz şeyler var mı?</strong></p>
<p>Olmaz mı? Bazen “İnsanlarda biraz açıklık, biraz cesaret, biraz vicdan yok mu?” diye sormaktan yoruluyor insan. Bazı cevapların hiç gelmeyeceğini artık biliyorum. Yine de tamamen sormaktan vazgeçebilen biri değilim. Sitem duygusu besliyor muyum? Bazen, evet. Bazen sormaktan da yılıyorum ama hayat zaten sizi bu şekilde, bu soruyu sormaya itiyor.</p>
<p><strong>Şarkının ironik tarafı dikkat çekiyor. Siz günlük hayatınızda da mizahı bir savunma mekanizması olarak kullanır mısınız?</strong></p>
<p>Kesinlikle kullanırım. Mizah benim zırhım. En zor anlarda bile bir yerinden komik bir şey bulurum. Yaşadığım şeyi görmezden gelmek için değil, onunla baş edebilmek için kullanıyorum. Hem bir kaçış hem de bir sığınak. Bunun beni rahatlattığını ve bazı şeylerle daha rahat baş edebilmek için bana güç verdiğini düşünüyorum. Her şeyi de fazla ciddiye alırsak sanırım hayat bizi daha çabuk yoracak.</p>
<p><strong>Bir şarkıyı seçerken artık daha seçici olduğunuzu düşünüyor musunuz? “Bunu Barbaros söylemeli” dedirten şey nedir?</strong></p>
<p>Eskisine göre çok daha seçiciyim. Bir şarkının sadece sesime yakışması yetmiyor; bir cümlesinin beni dürtmesi, sahnede taşıyabileceğim bir hikâyesinin olması gerekiyor. Ben söyledikten sonra artık başkasının şarkısı gibi kalmıyorsa, “Bunu Barbaros söylemeli” diyorum. Bir de sanırım şarkıyı söylemeden önce içimde uyandırdığı hisler ne kadar yüksekse, stüdyoya da o kadar yansıyacağını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Opera, müzikal, caz ve pop… Bu kadar farklı müzik dünyasının içinde olmak bazen bir avantajdan çok bir mücadeleye dönüşüyor mu?</strong></p>
<p>Bazen dönüşüyor. Çünkü müzik dünyası sizi tek bir cümleyle tarif etmek istiyor. Beni ise tek bir türe koymak çok kolay değil. Bu zaman zaman bir mücadele olsa da aslında beni ben yapan en önemli zenginliklerden biri. Hiçbirinden vazgeçmek istemem. Daha önce de söylemiştim; bu stillerin hepsiyle ilgilendim, hepsinden beslendim. Ama beni tipik bir caz şarkıcısı ya da bir operacı olarak tanımlamak doğru olmaz. Beni beslemiş olan, sahnede de bunun izlerini görebileceğiniz ve duyabileceğiniz stiller bunlar.</p>
<p><strong>Geçmişte “Mutlaka yapmalıyım.” dediğiniz ama bugün baktığınızda “İyi ki yapmamışım!” dediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p>Bir dönem daha görünür olmak için her yerde olmam gerektiğini düşünüyordum. Şimdi “İyi ki her teklife, her modaya yetişmeye çalışmamışım.” diyorum. İnsan bazen yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da kendini koruyor.</p>
<p><strong>Kariyeriniz boyunca sizi şaşırtan, “Ben buraya nasıl geldim?” dedirten bir dönüm noktası yaşadınız mı?</strong></p>
<p>Aslında opera eğitimiyle başlayıp pop, caz ve müzikalin içinde bu kadar farklı yolların açılması başlı başına şaşırtıcı. Bazen geriye dönüp baktığımda ben de “Bütün bunlar nasıl aynı hikâyenin içinde buluştu?” diyorum. Ama galiba asıl dönüm noktası, kendimi tek bir türe hapsetmemeye karar vermemdi. Bu çeşitlilik beni hem diri tuttu hem de tek bir stil içerisinde sıkılacağımı düşündüğüm için beni daha mutlu kıldı.</p>
<p><strong>Müzik dünyasında kalıcı olmak sizce yetenekle mi, disiplinle mi, doğru zamanda doğru yerde olmakla mı ilgili?</strong></p>
<p>Üçü de gerekli. Yetenek başlangıç noktası, doğru zaman kapıyı açıyor, disiplin ise sizi içeride tutuyor ama kalıcı olmak için bunların yanında karakter, sabır ve sürekli merak da gerekiyor. Bazen hiçbir şey yapmadan da yolunuz açılabiliyor. Doğru zaman gerçekten çok önemli sanırım.</p>
<p><strong>Bugün müzik sektöründe yeni bir sanatçı olarak yola çıksaydınız, ilk yıllarınızdaki Barbaros’a ne söylerdiniz?</strong></p>
<p>“Acele etme” derdim. Her “evet” bir fırsat değildir; bazen “hayır” demek de çok önemli bir kariyer kararıdır. Kendi sesini, başkalarının beklentisine uydururken kaybetme. Bir de müzik kadar bu işin yönetim tarafını da öğren. Şarkı seçiminde daha dikkatli ol. Kimsenin dediğini dinleme; iç sesini dinle.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/barbaros-var-minin-ardindan-yok-mu-bazi-cevaplarin-hic-gelmeyecegini-biliyorum-260243.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
