<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sektörel Haberler &#8211; Emlaktafark</title>
	<atom:link href="https://www.emlaktafark.com/kategori/sektorel-haberler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.emlaktafark.com</link>
	<description>&#039;&#039;Bizimle Herşey Çok Farklı&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Nov 2026 13:31:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.4.2</generator>
	<item>
		<title>Sürdürülebilir yapılarda küresel imza</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/surdurulebilir-yapilarda-kuresel-imza-262159.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/surdurulebilir-yapilarda-kuresel-imza-262159.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2026 13:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262159</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın en yaygın yeşil bina derecelendirme sistemlerinden LEED’in en güncel versiyonu olan LEED v5 kapsamında Platinum sertifikası alan Altensis Merkez Ofisi, Avrupa’da ilk, dünyada ise ikinci oldu. Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanında hizmet veren ilk danışmanlık şirketi Altensis, İstanbul Ataşehir’deki yeni merkez ofisiyle küresel ölçekte önemli bir başarıya ulaştı. Yüzde 40 daha düşük gömülü karbon etkisi, yüzde 53’ü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Dünyanın en yaygın yeşil bina derecelendirme sistemlerinden LEED’in en güncel versiyonu olan LEED v5 kapsamında Platinum sertifikası alan Altensis Merkez Ofisi, Avrupa’da ilk, dünyada ise ikinci oldu.</strong></em></p>
<p>Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanında hizmet veren ilk danışmanlık şirketi Altensis, İstanbul Ataşehir’deki yeni merkez ofisiyle küresel ölçekte önemli bir başarıya ulaştı. Yüzde 40 daha düşük gömülü karbon etkisi, yüzde 53’ü aşan su tasarrufu, yüksek enerji verimliliği ve sağlıklı iç mekan özellikleriyle Altensis Merkez Ofisi, çevresel sürdürülebilirliği ve çalışan konforunu bir arada ele alan bütüncül bir sürdürülebilirlik yaklaşımıyla hayata geçirildi.</p>
<p><strong>Gömülü karbon ve ham madde tüketimi azaltıldı</strong></p>
<p>Düşük karbonlu malzeme kullanımı ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle tasarlanan ofiste, Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) sonuçlarına göre malzeme kaynaklı Küresel Isınma Potansiyeli (GWP), referans senaryoya kıyasla yüzde 40 azaltıldı.</p>
<p>Projede Çevresel Ürün Beyanına (EPD) sahip ürünler, FSC sertifikalı ahşaplar ve düşük emisyonlu malzemeler tercih edildi. Boya, yapıştırıcı, kaplama ve yalıtım ürünlerinde düşük VOC emisyonları gözetilirken, mevcut mobilyaların yeniden kullanımıyla ham madde tüketimi ve atık oluşumu sınırlandırıldı.</p>
<p><strong>Yılda 63.570 litre su tasarrufu</strong></p>
<p>Su verimli armatürler sayesinde yüzde 53,3 oranında, yılda yaklaşık 63.570 litre su tasarrufu öngörülüyor. Alt sayaçlar ve kaçak tespit sistemleriyle tüketim izleniyor.</p>
<p>Enerji modelleme çalışmaları ve verimli sistemlerle uluslararası referans standartlara kıyasla aydınlatmada yüzde 38, iklimlendirmede yüzde 25 enerji verimliliği sağlandı. Elektrik tüketiminin tamamı yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destekleniyor.</p>
<p><strong>Çalışan sağlığı, mutluluğu ve konforu ön planda</strong></p>
<p>Uluslararası standartların yüzde 30 üzerinde taze hava sağlanan ofiste CO₂, PM2.5 ve TVOC seviyeleri 7/24 izlenirken, hava sızdırmazlığı Blower Door testiyle doğrulandı.</p>
<p>Doğal yosun duvarı, canlı bitkiler, doğa temalı görseller ve biyofilik tasarım detayları sağlıklı ve huzurlu bir atmosfer sunuyor. Ergonomik çalışma alanları, dinlenme bölümleri, sağlıklı yemek seçenekleri ve spor salonu üyelikleri çalışanların yaşam kalitesini destekliyor. Akustik konfor, erişilebilirlik ve kapsayıcılık da tasarımın temel unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>“Sürdürülebilirlik insanı da merkeze almalı”</strong></p>
<p>Altensis Yönetici Ortağı Dr. Emre Ilıcalı, projeyi şöyle değerlendirdi: “Yeşil binalarda enerji ve su verimliliği artık başlangıç noktası. Düşük karbon, kaynak verimliliği, insan sağlığı, çalışan mutluluğu ve konforu bir bütün olarak ele alınmalı.. Altensis Merkez Ofisi ile bu yaklaşımı hayata geçirmenin ve LEED v5 Platinum sertifikasıyla dünyada öncü projeler arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/surdurulebilir-yapilarda-kuresel-imza-262159.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tapusu ve ruhsatı var diye güvenmeyin!</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/tapusu-ve-ruhsati-var-diye-guvenmeyin-262144.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/tapusu-ve-ruhsati-var-diye-guvenmeyin-262144.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2026 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262144</guid>

					<description><![CDATA[Konut satın alırken yalnızca tapu, ruhsat ve iskân belgelerine bakmanın yeterli olmadığını belirten Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bir yapının yasal olması, afetler karşısında risksiz olduğu anlamına gelmez.” dedi. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının kapatılması ve artan betonlaşmanın sel riskini büyüttüğüne dikkat çeken Karan, ev satın almadan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konut satın alırken yalnızca tapu, ruhsat ve iskân belgelerine bakmanın yeterli olmadığını belirten Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bir yapının yasal olması, afetler karşısında risksiz olduğu anlamına gelmez.” dedi. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının kapatılması ve artan betonlaşmanın sel riskini büyüttüğüne dikkat çeken Karan, ev satın almadan önce taşkın tehlike haritalarının, geçmiş su baskınlarının ve altyapı koşullarının mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, son dönemde yaşanan sel ve taşkın olaylarının kent planlamasındaki eksiklikleri ortaya çıkardığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Betonlaşma sel riskini artırıyor!</strong></p>
<p>Kent planlamasında suyun doğal hareketinin yeterince dikkate alınmadığını belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Son dönemde yaşanan sel ve taşkın olayları, kent planlamasında suyun doğal hareketinin yeterince dikkate alınmadığını gösteriyor. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, doğal su yollarının daraltılması veya kapatılması ve yeşil alanların betonlaşması, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde önemli rol oynuyor. Normal koşullarda yağmur suyunun bir bölümü toprağa sızarken, beton ve asfalt gibi geçirimsiz yüzeylerin artmasıyla su hızla yüzeysel akışa geçiyor. Artan yüzeysel akış, yağmur suyu altyapısının kapasitesinin aşılmasına ve taşkınlara neden olabiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca yağışın şiddeti değil, kentlerin yağmur suyunu toprağa sızdırabilecek, gerektiğinde tutabilecek ve güvenli biçimde uzaklaştırabilecek şekilde planlanıp planlanmadığıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ev almadan önce taşkın haritalarını inceleyin!</strong></p>
<p>Konut satın alırken yalnızca tapu ve ruhsat belgelerine bakmanın yeterli olmadığını dile getiren Karan, “Öncelikle ilgili belediyeden imar durumu belgesi, plan notları ve varsa taşkına ilişkin kurum görüşleri talep edilmelidir. Devlet Su İşleri (DSİ), büyükşehir belediyeleri ve ilgili su ve kanalizasyon idarelerinin taşkın tehlikesine ilişkin çalışmaları incelenebilir. İstanbul özelinde İSKİ&#8217;nin dere koruma alanları ve taşkın sınırlarına ilişkin değerlendirmeleri önemlidir. Eski haritalar, uydu görüntüleri, geçmiş su baskını kayıtları ve mahalle sakinlerinin gözlemleri de yol göstericidir. Çünkü bazı bölgeler yerel hafızada su basan alanlar olarak bilinebilir. Ancak bir bölgenin mevcut haritalarda riskli görünmemesi, tamamen güvenli olduğu anlamına gelmez.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tapu, ruhsat ve iskân sel güvenliğini garanti etmiyor!</strong></p>
<p>Bir binanın yasal belgelerinin bulunmasının sel açısından güvenli olduğu anlamına gelmediğine dikkat çeken Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Tapu mülkiyet durumunu, yapı ruhsatı inşaat için verilen izni, yapı kullanma izin belgesi yani iskân ise yapının kullanımına ilişkin idari uygunluğu gösterir. Ancak bu belgelerin hiçbiri tek başına binanın taşkın açısından güvenli olduğunu garanti etmez. Çünkü taşkın riski yalnızca yapının kendisiyle değil, bulunduğu arazinin özellikleri, drenaj altyapısı ve çevresel koşullarla da ilişkilidir. Uzun yıllardır yerleşim alanı olarak kullanılan bölgelerde bile artan betonlaşma, yetersiz altyapı ve değişen yağış koşulları nedeniyle taşkın riski büyüyebilir. Bir yapının yasal olması, afetler karşısında risksiz olduğu anlamına gelmez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dereye uzak olmak güvenli olmak anlamına gelmiyor!</strong></p>
<p>Dere yatağından belirli bir uzaklıkta bulunmanın tek başına güvenlik sağlamadığını vurgulayan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Her dere için geçerli sabit bir güvenli mesafe söylemek bilimsel açıdan doğru değildir. Dereye uzaklık önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Arazinin eğimi, bulunduğu kot, zeminin geçirgenliği, derenin taşıma kapasitesi ve geçmiş taşkın kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin dereye uzak ancak düşük kotta bulunan bir yapı, dereye daha yakın fakat yüksek kotta bulunan bir yapıdan daha fazla risk taşıyabilir. Burada asıl önemli olan, olası bir taşkında suyun hangi alanlara ve hangi seviyeye kadar ulaşabileceğidir. Güvenli yapılaşma sınırları bu nedenle taşkın tehlike haritaları ve bölgeye özgü teknik incelemeler doğrultusunda belirlenmelidir.”</p>
<p><strong>Üzeri kapatılan dere yataklarında tehlike devam ediyor!</strong></p>
<p>Kentlerde üzeri kapatılan veya güzergâhı değiştirilen eski dere yataklarının da risk taşımaya devam ettiğine dikkat çeken Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bir derenin üzerinin kapatılması veya güzergâhının değiştirilmesi, o alandaki doğal su hareketinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Şiddetli yağışlarda su, arazinin doğal eğimini takip ederek eski akış güzergâhlarına yönelebilir. Özellikle kapalı dere kesitlerinin kapasitesinin yetersiz kalması veya tıkanması durumunda caddelerde, otoparklarda ve konutlarda ciddi su baskınları yaşanabilir. Bu nedenle eski dere yatakları üzerindeki yapılaşma dikkatle değerlendirilmelidir. Bir derenin üzerini kapatabilirsiniz, ancak suyun doğal akış ihtiyacını ortadan kaldıramazsınız.” dedi.</p>
<p><strong>Bodrum ve kapalı otoparklar hayati risk taşıyor!</strong></p>
<p>Konut seçiminde deprem dayanıklılığı kadar sel riskinin de sorgulanması gerektiğini vurgulayan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, özellikle bodrum, giriş ve bahçe katlarının su baskınları açısından daha yüksek risk taşıyabildiğini söyledi.</p>
<p>Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu alanlarda elektrik tesisatının zarar görmesi, kanalizasyon geri tepmesi ve insanların mahsur kalması gibi hayati tehlikeler ortaya çıkabilir. Kapalı otoparklarda ise giriş rampasının eğimi, yol ile bina arasındaki kot farkı, yağmur suyu giderleri ve tahliye pompaları incelenmelidir. Binanın su yalıtımı ve drenaj altyapısı da önemlidir. Ani su baskınlarında bodrum katlara ve kapalı otoparklara inilmemesi hayati önem taşır.” dedi.</p>
<p><strong>Ev satın almadan önce bu beş kontrolü mutlaka yapın!</strong></p>
<p>Konut satın alacak vatandaşların kapora vermeden önce sel riskine ilişkin kapsamlı araştırma yapması gerektiğini belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, dikkat edilmesi gereken beş temel noktayı şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Arazinin konumu:</strong> Bina eski dere yatağında, taşkın alanında veya su birikmesine elverişli düşük kotlu bir bölgede mi?</p>
<p><strong>Resmî kayıtlar:</strong> Belediyenin imar planları, DSİ verileri ve taşkın tehlike haritalarında risk bulunuyor mu?</p>
<p><strong>Geçmiş su baskınları:</strong> Binada veya çevresinde daha önce su baskını yaşanmış mı? Komşuların ve site yönetiminin bilgisi alınmış mı?</p>
<p><strong>Altyapı yeterliliği:</strong> Yağmur suyu drenajı, bodrum yalıtımı, otopark tahliye sistemi ve kanalizasyon geri tepme önlemleri yeterli mi?</p>
<p><strong>Teknik değerlendirme:</strong> Risk şüphesi varsa taşkın konusunda yetkin bir uzmandan görüş alınmış mı?</p>
<p><strong>Bodrumdaki su izleri, nem ve küf uyarı işareti olabilir!</strong></p>
<p>Konutlarda geçmiş su baskınlarının izlerinin de araştırılması gerektiğini ifade eden Karan, “Resmî kayıtlarda yüksek taşkın tehlikesinin bulunması, tekrarlayan su baskınları ve giderilmemiş ciddi altyapı eksiklikleri önemli uyarı işaretleridir. Bodrum katlarda su izleri, nem ve küf bulunması veya bina girişinin yol kotunun altında kalması da ayrıca araştırılmalıdır. Bu risklerin kabul edilebilir düzeye indirildiği teknik değerlendirmelerle ortaya konulamıyorsa, konut satın alma kararı yeniden gözden geçirilmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Sağlam bina kadar güvenli arazi de önemli!</strong></p>
<p>Güvenli konutun yalnızca sağlam bir binadan ibaret olmadığını vurgulayan Karan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Güvenli bir konut yalnızca sağlam bir binadan ibaret değildir; binanın bulunduğu arazinin de güvenli olması gerekir. Bu nedenle konut satın alırken deprem dayanıklılığı kadar sel riskini de sorgulamalıyız. Çünkü kimi zaman asıl risk, binanın kendisinden çok bulunduğu alanın özelliklerinden kaynaklanır.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/tapusu-ve-ruhsati-var-diye-guvenmeyin-262144.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapıchem Kimya’nın biyo esaslı epoksi reçine projesine TÜBİTAK 1501 desteği</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/yapichem-kimyanin-biyo-esasli-epoksi-recine-projesine-tubitak-1501-destegi-262132.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/yapichem-kimyanin-biyo-esasli-epoksi-recine-projesine-tubitak-1501-destegi-262132.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2026 08:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262132</guid>

					<description><![CDATA[Yapıchem Kimya’nın “Biyo Esaslı Epoksi Reçinelerin Sentezi, Karakterizasyonu ve Uygulamaları” başlıklı projesi, TÜBİTAK 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı 2026 yılı 1. Çağrısı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projeyle, biyo esaslı hammaddeler kullanılarak yüksek performanslı ve sürdürülebilir yeni nesil epoksi reçine sistemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Kimya sektöründe ürün ve teknoloji geliştirme odaklı çalışmalarını sürdüren Yapıchem Kimya, biyo esaslı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapıchem Kimya’nın “Biyo Esaslı Epoksi Reçinelerin Sentezi, Karakterizasyonu ve Uygulamaları” başlıklı projesi, TÜBİTAK 1501 Sanayi Ar-Ge Destek Programı 2026 yılı 1. Çağrısı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projeyle, biyo esaslı hammaddeler kullanılarak yüksek performanslı ve sürdürülebilir yeni nesil epoksi reçine sistemlerinin geliştirilmesi hedefleniyor.</strong></p>
<p>Kimya sektöründe ürün ve teknoloji geliştirme odaklı çalışmalarını sürdüren <strong>Yapıchem Kimya</strong>, biyo esaslı hammaddelerin ileri malzeme teknolojilerinde değerlendirilmesine yönelik yeni projesiyle Ar-Ge faaliyetlerini genişletiyor. <strong>TÜBİTAK </strong>desteğiyle yürütülecek çalışma, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen hammaddelerin endüstriyel performans gerekliliklerini karşılayan epoksi reçine sistemlerine dönüştürülmesini amaçlıyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir Hammaddelerden İleri Malzeme Teknolojilerine</strong></p>
<p>Küresel kimya endüstrisinde yenilenebilir kaynakların kullanımı, kaynak verimliliği ve petrokimya kökenli hammaddelere alternatif geliştirilmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. <strong>Yapıchem Kimya</strong>, bu dönüşüm doğrultusunda biyo esaslı epoksi reçine teknolojilerine odaklanıyor.</p>
<p>Proje kapsamında reçinelerin sentez koşullarının optimize edilmesi, fiziksel ve kimyasal özelliklerinin karakterize edilmesi ve farklı endüstriyel uygulamalardaki performanslarının değerlendirilmesi planlanıyor. Geliştirilecek sistemler; biyo esaslı içeriklerinin yanı sıra kimyasal yapı, termal ve mekanik özellikler, proses edilebilirlik ve nihai uygulama performansı açısından kapsamlı testlere tabi tutulacak.</p>
<p>Elde edilecek bilimsel ve teknik bilgi birikiminin, şirketin reçine teknolojileri alanındaki yetkinliğini geliştirmesi ve farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik yeni ürün platformlarının oluşturulmasına katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p><strong>Laboratuvardan Endüstriyel Uygulamaya Uzanan Ar-Ge Yaklaşımı</strong></p>
<p><strong>Yapıchem Kimya</strong>, Ar-Ge çalışmalarında laboratuvar ölçeğindeki geliştirme süreçlerinin yanı sıra teknolojilerin üretilebilirliğini, uygulama performansını ve endüstriyel ölçekte kullanılabilirliğini de önceliklendiriyor. Bu doğrultuda proje; hammadde seçimi, kimyasal sentez, proses optimizasyonu, karakterizasyon ve uygulama testlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yürütülecek. Araştırma çıktılarının, endüstriyel ihtiyaçlara yanıt veren, yüksek performanslı ve ticari potansiyele sahip kimyasal ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Ar-Ge Yatırımlarında Sürdürülebilir Büyüme Odağı</strong></p>
<p>Ar-Ge yetkinliklerini üniversiteler, araştırma kuruluşları ve kamu destek mekanizmalarıyla geliştirmeyi önemseyen <strong>Yapıchem Kimya</strong>, bilimsel bilgi birikiminin sanayiye aktarılmasını uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor.</p>
<p><strong>Yapıchem Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Arıcan</strong>, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:</p>
<p>“Kimya sektöründe rekabet gücünün gelecekte yalnızca üretim kapasitesiyle değil, teknoloji geliştirme yetkinliği ve değişen ihtiyaçlara hızlı çözüm üretebilme kabiliyetiyle belirleneceğine inanıyoruz. Bu nedenle Ar-Ge’yi uzun vadeli büyüme stratejimizin temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyoruz.</p>
<p>Biyo esaslı hammaddeler üzerine yürüttüğümüz çalışmalarla, yüksek performans beklentilerinden ödün vermeden daha sürdürülebilir ürün teknolojileri geliştirmeyi amaçlıyoruz. TÜBİTAK 1501 kapsamında desteklenmeye hak kazanan projemizin, epoksi reçine teknolojileri alanındaki bilimsel ve teknik yetkinliğimizi güçlendirirken bu bilgi birikimini sanayiye uygulanabilir, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmemiz açısından önemli bir adım olacağına inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Yeni Nesil Kimya Teknolojilerine Yatırım</strong></p>
<p><strong>Yapıchem Kimya</strong>, TÜBİTAK desteğiyle hayata geçireceği projeden elde edilecek teknolojik kazanımlarla, çevresel etkileri azaltmaya yönelik, endüstriyel performans gerekliliklerini karşılayan ve farklı uygulama alanlarına uyarlanabilen yeni nesil kimyasal çözümler geliştirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Şirket, Ar-Ge ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla yüksek katma değerli kimya teknolojilerinin geliştirilmesine ve Türkiye kimya sanayisinin ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/yapichem-kimyanin-biyo-esasli-epoksi-recine-projesine-tubitak-1501-destegi-262132.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OYAK Çimento, üçüncü çeyrekte FAVÖK marjını yüzde 30,4’e yükseltti</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/oyak-cimento-ucuncu-ceyrekte-favok-marjini-yuzde-304e-yukseltti-262129.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/oyak-cimento-ucuncu-ceyrekte-favok-marjini-yuzde-304e-yukseltti-262129.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2026 14:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262129</guid>

					<description><![CDATA[OYAK Çimento, 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Zorlu piyasa koşullarına rağmen kârlılığını koruyan şirket, yılın üçüncü çeyreğinde FAVÖK marjını bir önceki çeyreğe göre 5,7 puan artırarak %30,4 seviyesine taşıdı. OYAK Çimento&#8217;nun üçüncü çeyrekte FAVÖK&#8217;ü %33 artışla 5,4 milyar TL&#8217;ye, satış gelirleri ise %8 artışla 17,8 milyar TL&#8217;ye ulaştı. Özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>OYAK Çimento, 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Zorlu piyasa koşullarına rağmen kârlılığını koruyan şirket, yılın üçüncü çeyreğinde FAVÖK marjını bir önceki çeyreğe göre 5,7 puan artırarak %30,4 seviyesine taşıdı. OYAK Çimento&#8217;nun üçüncü çeyrekte FAVÖK&#8217;ü %33 artışla 5,4 milyar TL&#8217;ye, satış gelirleri ise %8 artışla 17,8 milyar TL&#8217;ye ulaştı.</b></p>
<p><b>Özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde güçlenen satış performansıyla çimento satış hacmini ikinci çeyreğe göre %6 artıran OYAK Çimento, 2026 yılının ilk dokuz ayında 46,3 milyar TL konsolide satış geliri ve 12,4 milyar TL FAVÖK elde etti. Şirket, yılın ilk dokuz ayında %26,7 FAVÖK marjıyla yıllık bazda kârlılık seviyesini büyük ölçüde korurken, net nakit pozisyonunu da 14 milyar TL&#8217;ye yükseltti.</b></p>
<p>Türkiye çimento sektörünün öncüsü OYAK Çimento, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde operasyonel ve finansal performansını bir önceki çeyreğe göre güçlendirdi. Makroekonomik gelişmeler ve inşaat sektöründeki talep koşullarının yıllık bazda finansal sonuçlar üzerinde baskı oluşturduğu dönemde şirket, özellikle kârlılık marjını koruma ve bilançosunu güçlendirme açısından dayanıklı bir performans ortaya koydu.</p>
<p>OYAK Çimento&#8217;nun üçüncü çeyrek konsolide satış gelirleri, bir önceki çeyrekteki 16,5 milyar TL seviyesinden 17,8 milyar TL&#8217;ye yükselirken, aynı dönemde FAVÖK 4,1 milyar TL&#8217;den 5,4 milyar TL&#8217;ye ulaştı. Şirketin üçüncü çeyrek net kârı 3 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, yılın ilk dokuz ayında toplam net kâr 5,3 milyar TL seviyesine ulaştı.</p>
<p><b>Çimento satış hacminde büyüme, FAVÖK marjında güçlü performans</b></p>
<p>Türkiye genelinde Deprem Bölgesi normalleşmesinin etkisinin sürdürdüğü üçüncü çeyrekte OYAK Çimento, özellikle Marmara ve Ege bölgelerindeki satış performansından olumlu etkilendi. Şirketin çimento satış hacmi bir önceki çeyreğe göre %6, geçen yılın aynı dönemine göre ise %1 arttı.</p>
<p>Zorlu piyasa koşullarına rağmen, şirketin üçüncü çeyrek FAVÖK marjı geçen yılın aynı dönemindeki %30,6 seviyesine yakın %30,4 olarak gerçekleşti. İlk dokuz aylık dönemde de %26,7 FAVÖK marjıyla geçen yılın aynı dönemindeki %26,8 seviyesine yakın performans korundu. Çimento operasyonlarının ilk dokuz aylık FAVÖK marjı ise %38,9 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Öte yandan, Hürmüz Boğazı&#8217;ndaki gelişmelere bağlı olarak yükselen navlun maliyetleri ihracat gelirlerini etkiledi. İhracatın toplam net satış gelirleri içindeki payı üçüncü çeyrekte %8,5, yılın ilk dokuz ayında ise %9,3 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><b>Yenilenebilir enerji ve verimlilik yatırımları devam ediyor</b></p>
<p>OYAK Çimento, finansal performansını destekleyen maliyet yönetimi çalışmalarının yanı sıra, enerji dönüşümü ve düşük karbonlu üretim yatırımlarını da sürdürdü. Şirketin Nisan 2026&#8217;da tam kapasite devreye aldığı 115 MW kapasiteli Beypazarı Güneş Enerjisi Santrali, 30 Eylül itibarıyla yaklaşık 112 bin MWh elektrik üretimine ulaştı. Türkiye&#8217;de bir sanayi üreticisi tarafından tek lokasyonda ve yalnızca öz tüketim amacıyla hayata geçirilen en büyük yenilenebilir enerji projesi olan yatırımla, şirketin toplam enerji tüketiminde yenilenebilir enerji payının %25 seviyesine yükseltilmesi hedefleniyor.</p>
<p>OYAK Çimento&#8217;nun alternatif yakıt kullanım oranı, 2026 yılının ilk dokuz ayında %28,2 ile Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Şirketin toplam 13,5 MW kapasiteli atık ısı geri kazanım yatırımları da devam ediyor. Söz konusu yatırımlar, enerji verimliliğinin artırılması ve üretim süreçlerinin karbon ayak izinin azaltılması açısından şirketin uzun vadeli dönüşüm stratejisinde önemli bir yer tutuyor.</p>
<p><b>“Sürdürülebilir kârlılığımız ve güçlü finansal yapımızla büyümeyi destekliyoruz”</b></p>
<p>“Şirketin 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CIMPOR Global CFO’su Eralp Tunçsoy, şunları söyledi:</p>
<p>2026 yılının üçüncü çeyreğinde elde ettiğimiz sonuçlar, değişken piyasa koşullarına rağmen operasyonel gücümüzü ve finansal dayanıklılığımızı bir kez daha ortaya koydu. Özellikle kârlılık marjlarımızdaki iyileşme; etkin maliyet yönetimimizin, operasyonel verimliliğimizin ve katma değer odaklı ürün stratejimizin somut bir göstergesi oldu. ‘Globalde Lokal’ stratejimiz doğrultusunda uluslararası büyüme yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, TCC Group bünyesinde Ukrayna’nın ikinci büyük çimento üreticisi ve yıllık 4.2 milyon ton çimento kapasitesine sahip IFCEM’in grubumuza katılımına yönelik önemli bir adım attık. Diğer taraftan, Türkiye, Portekiz ve Batı Afrika operasyonlarımızı kapsayan Cimpor International’ın halka arz çalışmaları hızla devam ediyor. Bu süreci yalnızca sermaye piyasalarına erişim açısından değil, uluslararası büyüme stratejimizi destekleyecek uzun vadeli ve stratejik bir dönüşüm olarak değerlendiriyoruz.</p>
<p>OYAK Çimento’nun Türkiye’deki güçlü pazar konumu, operasyonel yetkinlikleri ve finansal performansı, grubumuzun bölgesel liderliğini pekiştiren önemli unsurlar arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde de finansal disiplinimizden ödün vermeden, kaynaklarımızı verimli kullanmaya, rekabet gücümüzü artırmaya ve sürdürülebilir değer yaratacak yatırım fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceğiz.<b> &#8220;Pazarın değişen dinamiklerine uyum sağlarken dönüşüm yatırımlarımızı sürdürüyoruz”.</b></p>
<p>Şirketin üçüncü çeyrekteki operasyonel performansını ve sürdürülebilirlik yaklaşımını değerlendiren <b>OYAK Çimento Ülke CEO&#8217;su Murat Sela</b> ise şunları ifade etti: &#8220;Küresel ekonomideki belirsizliklerin, jeopolitik gerilimler ve yüksek finansman maliyetlerinin çimento sektörü dinamiklerini ve maliyetleri önemli ölçüde etkilediği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir ortamda güçlü üretim altyapımızın, geniş coğrafi erişimimizin ve değişen ihtiyaçlara uyum sağlama kabiliyetimizin önemi daha da artıyor. Üçüncü çeyrekte özellikle Marmara ve Ege bölgelerindeki satış performansımızın katkısıyla çimento satış hacmimizi bir önceki çeyreğe göre %6 artırdık. Operasyonlarımızı yönetirken piyasanın kısa vadeli dinamiklerini yakından takip ediyor, diğer taraftan sektörümüzün geleceğini şekillendiren yapısal dönüşüme odaklanıyoruz.</p>
<p>Bu dönüşümün merkezinde enerji verimliliği, alternatif yakıt kullanımı ve düşük karbonlu üretim yer alıyor. Nisan ayında devreye aldığımız Beypazarı Güneş Enerjisi Santralimiz, Eylül ayı sonuna kadar yaklaşık 112 bin MWh elektrik üreterek yenilenebilir enerji yatırımlarımızın somut sonuçlarını ortaya koydu. Alternatif yakıt kullanımında Türkiye ortalamasının üzerinde olmamız ve devam eden atık ısı geri kazanım projelerimiz de bu yaklaşımımızı tamamlıyor. Amacımız, üretimde verimliliği ve rekabet gücünü artırırken çevresel etkimizi de kalıcı biçimde azaltmak. OYAK Çimento olarak sanayinin düşük karbonlu geleceğine yönelik yatırımlarımızı uzun vadeli bir bakış açısıyla sürdüreceğiz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/oyak-cimento-ucuncu-ceyrekte-favok-marjini-yuzde-304e-yukseltti-262129.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Albayrak Beton gayrimenkul portföyünü büyütüyor: Hedef 935 milyon TL</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/albayrak-beton-gayrimenkul-portfoyunu-buyutuyor-hedef-935-milyon-tl-262121.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/albayrak-beton-gayrimenkul-portfoyunu-buyutuyor-hedef-935-milyon-tl-262121.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2026 09:15:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262121</guid>

					<description><![CDATA[Albayrak Beton, Çekmeköy’deki Nişpark projesinden yaklaşık 700 milyon TL, Üsküdar’daki Adres Koru projesinden ise yaklaşık 235 milyon TL hasılat öngörüyor. İki projede toplam 146 bağımsız bölüm planlanıyor; projelerin 2029-2030 döneminde tamamlanması planlanıyor. Albayrak Beton, hazır beton üretiminin yanında yürüttüğü gayrimenkul geliştirme faaliyetlerini büyütüyor. Şirket, KAP’a yaptığı iki ayrı bilgilendirmeyle Çekmeköy’deki Nişpark ve Üsküdar’daki Adres Koru [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Albayrak Beton, Çekmeköy’deki Nişpark projesinden yaklaşık 700 milyon TL, Üsküdar’daki Adres Koru projesinden ise yaklaşık 235 milyon TL hasılat öngörüyor. İki projede toplam 146 bağımsız bölüm planlanıyor; projelerin 2029-2030 döneminde tamamlanması planlanıyor.</em></strong></p>
<p>Albayrak Beton, hazır beton üretiminin yanında yürüttüğü gayrimenkul geliştirme faaliyetlerini büyütüyor. Şirket, KAP’a yaptığı iki ayrı bilgilendirmeyle Çekmeköy’deki Nişpark ve Üsküdar’daki Adres Koru projelerinin güncel durumunu ve hasılat öngörülerini paylaştı. İki projenin toplam hasılat hedefi 935 milyon TL.</p>
<p><strong>Çekmeköy’de 104 bağımsız bölümlük Nişpark projesi</strong></p>
<p>Çekmeköy, Alemdağ Mahallesi’ndeki 567 ada 20, 21, 22 ve 23 numaralı parseller üzerinde geliştirilen proje, tevhit işleminin ardından 567 ada 30 parsel üzerinden takip ediliyor. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yaklaşık 104 bağımsız bölümden oluşması planlanan projenin projelendirme ve avan proje onay çalışmaları sürüyor. İnşaatın Mart-Nisan 2027’de başlaması ve projenin Mart-Nisan 2030’da tamamlanması öngörülüyor. Şirket, bu projeden yaklaşık 700 milyon TL hasılat bekliyor.</p>
<p><strong>Üsküdar’da kentsel dönüşüm: Adres Koru</strong></p>
<p>İkinci proje Üsküdar, Hace Hesna Hatun Mahallesi’ndeki 514 ada 2, 5 ve 25 numaralı parsellerde. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen “Yarısı Bizden Kampanyası” çerçevesinde arsa sahipleriyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandı Bugün 34 bağımsız bölüm bulunan taşınmazlarda yeni projeyle 42 bağımsız bölüm inşa edilecek. Proje şu anda riskli yapı tespiti, projelendirme ve avan proje onay aşamasında; inşaatın Mart-Nisan 2027’de başlayıp Mart-Nisan 2029’da bitmesi planlanıyor. Şirkete düşen bağımsız bölümlerin satışından ve yarısı bizden kampanyasından yaklaşık 235 milyon TL hasılat elde edilmesi öngörülüyor.</p>
<p><strong>Portföy genişlemeye devam ediyor</strong></p>
<p>Albayrak Beton, 2008’den bu yana gayrimenkul geliştirme alanında faaliyet gösteriyor ve bugüne kadar yedi proje kapsamında 400’ü aşkın mesken ve ticari ünite üretti. Devam eden projelerde Teraphill 15 iskan aşamasında, Moonpark Koru’nda teslimler gerçekleşiyor, Teraphill Loft’ta inşaat sürüyor. Yüzde 50 ortaklıkla yürütülen Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Yönetim Binası projesinde de inşaat ilerliyor; Villa Rise ise ruhsatlandırma sürecinde. Nişpark ve Adres Koru bu portföye eklendiğinde şirketin geliştirme tarafındaki proje sayısı yediye ulaşıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/albayrak-beton-gayrimenkul-portfoyunu-buyutuyor-hedef-935-milyon-tl-262121.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi 70,7 puan olarak gerçekleşti</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/insaat-malzemesi-sanayi-bilesik-endeksi-707-puan-olarak-gerceklesti-262052.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/insaat-malzemesi-sanayi-bilesik-endeksi-707-puan-olarak-gerceklesti-262052.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2026 12:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262052</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye İMSAD tarafından KPMG iş birliğiyle hazırlanan İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi’nin Eylül 2026 sonuçları açıklandı. Rapora göre, Bileşik Endeks bir önceki ayın 1,3 puan altında kalarak 70,7 puana indi. Bileşik Endeks, 2025 yılı eylül ayında ise 79,1 puan seviyesinde gerçekleşmişti. Faaliyet Endeksi eylül ayında bir önceki aya göre 1,3 puan azalarak 120,3 puana, Güven [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İMSAD tarafından KPMG iş birliğiyle hazırlanan İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi’nin Eylül 2026 sonuçları açıklandı. Rapora göre, Bileşik Endeks bir önceki ayın 1,3 puan altında kalarak 70,7 puana indi. Bileşik Endeks, 2025 yılı eylül ayında ise 79,1 puan </strong><strong>seviyesinde gerçekleşmişti. Faaliyet Endeksi eylül ayında bir önceki aya göre 1,3 puan azalarak 120,3 puana, Güven Endeksi 1,2 puan düşerek 43,2 puana geriledi. Beklenti Endeksi ise bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak 56,0 puana indi.</strong></p>
<p>İnşaat malzemesi sektörünün çatı kuruluşu Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından hazırlanan İnşaat Malzemesi Sanayi Endeksi’ne göre, eylül ayında Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinin tamamında gerileme devam etti. Faaliyet Endeksi,<br />
yurt içi satışlar, ihracat, ciro ve tahsilat hızındaki gerilemeyle birlikte düşerken, üretim bir önceki ayın seviyesini korudu. Güven Endeksi&#8217;nde Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü, inşaat malzemesi sanayisi ve pazarlara ilişkin genel gidişat göstergeleri gerilerken, Beklenti Endeksi&#8217;nde ise önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerde düşüş devam etti.</p>
<p><strong>Faaliyet Endeksi 120,3 puana indi</strong></p>
<p>Rapora göre, Faaliyet Endeksi eylül ayında bir önceki aya göre 1,3 puan azalarak 120,3 puana indi. Faaliyet Endeksi, 2025 yılı eylül ayında ise 124,0 puan seviyesinde gerçekleşmişti.</p>
<p>Eylül ayında yurt içi satışlar bir önceki aya göre sınırlı ölçüde gerilemeye devam etti. Ağustos ayında gerileyen üretim, eylül ayında bir önceki ay ile aynı seviyede kaldı. Son üç ayda artış gösteren ihracat ise eylül ayında bir önceki aya göre geriledi. Cirolar ve tahsilat hızı da<br />
gerilemeye devam etti. Yurt dışı satış fiyatlarındaki artış ise eylül ayında sınırlı ölçüde sürdü.</p>
<p><strong>Güven Endeksi 43,2 puana geriledi</strong></p>
<p>Güven Endeksi eylül ayında bir önceki aya göre 1,2 puan düşerek 43,2 puan seviyesinde gerçekleşti. Güven Endeksi, 2025 yılı eylül ayında ise 52,6 puan seviyesindeydi.</p>
<p>Rapora göre, eylül ayında Türkiye ekonomisi, inşaat sektörü, inşaat malzemesi sanayisi, yurt içi pazarlar ve ihracat pazarlarına ilişkin genel gidişat göstergelerinin tamamında gerileme devam etti.</p>
<p><strong>Beklenti Endeksi 56,0 puana indi</strong></p>
<p>Beklenti Endeksi eylül ayında bir önceki aya göre 1,2 puan azalarak 56,0 puana indi. Beklenti Endeksi, 2025 yılı eylül ayında ise 64,5 puan seviyesinde gerçekleşmişti.</p>
<p>Rapora göre, eylül ayında Türkiye ekonomisine ve inşaat malzemesi sanayisine ilişkin beklentiler gerilemeye devam etti. Alınan yurt içi siparişler sınırlı ölçüde gerilerken, alınan ihracat siparişlerinde de düşüş sürdü. Önümüzdeki üç aya ilişkin üretim beklentileri gerilemeye<br />
devam etti. Yatırım beklentileri sınırlı ölçüde azalırken, istihdam beklentileri de geriledi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/insaat-malzemesi-sanayi-bilesik-endeksi-707-puan-olarak-gerceklesti-262052.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Albayrak Beton, üretimini yüzde 10,57 artırdı</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-262032.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-262032.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262032</guid>

					<description><![CDATA[Albayrak Beton, 2026 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Hazır beton üretimini yüzde 10,57 artırarak 531 bin metreküpün üzerine taşıyan Albayrak Beton’un dokuz aylık hasılatı 2 milyar TL’yi aştı. Halka arzın katkısıyla özkaynaklarını 4,45 milyar TL seviyesine yükselten şirketin toplam varlıkları 6,14 milyar TL’ye ulaştı Hazır beton ve inşaat sektörünün köklü şirketlerinden Albayrak Beton, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Albayrak Beton, 2026 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Hazır beton üretimini yüzde 10,57 artırarak 531 bin metreküpün üzerine taşıyan Albayrak Beton’un dokuz aylık hasılatı 2 milyar TL’yi aştı. Halka arzın katkısıyla özkaynaklarını 4,45 milyar TL seviyesine yükselten şirketin toplam varlıkları 6,14 milyar TL’ye ulaştı</em></strong></p>
<p>Hazır beton ve inşaat sektörünün köklü şirketlerinden Albayrak Beton, 2026 yılının ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre şirket; 1 Ocak–30 Eylül 2026 döneminde hazır beton üretimini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,57  artırarak 531 bin 254 metreküpe ulaştırdı.</p>
<p><strong>Üretim hacminde büyüme sürüyor</strong></p>
<p>Albayrak Beton, 2026 yılının ilk dokuz ayında üretim faaliyetlerindeki büyümesini sürdürdü. Geçen yılın aynı döneminde 480 bin 462 metreküp olan hazır beton üretimi, bu yıl 531 bin 254 metreküpe yükseldi. Böylece şirketin üretim hacminde yüzde 10,57 artış kaydedildi. Hasılatını da yaklaşık yüzde 10,5 artırarak 2 milyar TL seviyesinin üzerine taşıyan şirket, hazır beton faaliyetlerindeki üretim ve satış hacmini büyüttü.</p>
<p><strong>Halka arz sonrasında finansal yapı güçlendi</strong></p>
<p>Albayrak Beton&#8217;un halka arz süreciyle birlikte finansal yapısında da önemli bir değişim yaşandı. 30 Eylül 2026 itibarıyla şirketin toplam varlıkları 6,14 milyar TL&#8217;ye, özkaynakları ise 4,45 milyar TL&#8217;ye ulaştı. 2025 yıl sonunda 2,57 milyar TL seviyesinde bulunan özkaynaklar, böylece yaklaşık yüzde 73,5 artış gösterdi. Şirketin nakit ve nakit benzerleri de 1,42 milyar TL seviyesine yükseldi.</p>
<p>Şirket, ilk dokuz aylık dönemde yaklaşık 325 milyon TL tutarında maddi duran varlık yatırımı da gerçekleştirdi. Bu gelişmeler, halka arzla güçlenen finansal kaynakların şirketin yatırım ve büyüme kapasitesine katkısını ortaya koydu.</p>
<p><strong>Dokuz aylık dönemde 108,3 milyon TL net dönem kârı</strong></p>
<p>Albayrak Beton, 2026 yılının ilk dokuz ayında 108,3 milyon TL net dönem kârı açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde 5,7 milyon TL olan net dönem kârındaki artışta, net parasal pozisyon kazancının da etkisi bulunuyor.</p>
<p>Öte yandan aynı dönemde brüt kâr 124,3 milyon TL, esas faaliyet kârı ise 49,7 milyon TL olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla bu kalemlerde görülen gerileme, artan maliyetlerin operasyonel kârlılık üzerindeki etkisini ortaya koydu.</p>
<p><strong> “Kapasite yatırımları ve inşaat projeleri sürdürülüyor”</strong></p>
<p>Halka arz gelirinin büyük bölümünün yeni yatırımlara ve inşaat projelerine ayrıldığını hatırlatan Albayrak, İstanbul’da iki yeni üretim tesisi için yaklaşık 500 milyon TL’lik yatırım planının hayata geçirildiğini, tesislerin devreye girmesiyle mevcut kapasiteye aylık yaklaşık 60 bin metreküp ilave üretim gücü ekleneceğini söyledi. Albayrak, Çelikler-Fernas-Güryapı Adi Ortaklığı ile imzalanan ve Kazım Karabekir–Topağacı–Ümraniye Spor Köyü ile Altunizade–Bosna Bulvarı raylı sistem hatlarının hazır beton tedarikini kapsayan sözleşme kapsamında proje boyunca yaklaşık 3 milyar TL hasılat öngörüldüğünü aktardı. Gayrimenkul tarafında Teraphill 15 projesinde iskan sürecine gelindiğini, Moonpark Koru ve Teraphill Loft projelerinde inşaatın sürdüğünü belirten Albayrak, “Kasamızdaki kaynak, kapasite yatırımlarımızı ve projelerimizi kendi öz finansmanımızla tamamlayabilmemizi sağlıyor. Dördüncü çeyrekte hem üretimde hem de yatırım harcamalarında temponun artmasını bekliyoruz” dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-262032.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal ETS ve SKDM yılda 1.5 milyar euro kaynak yaratabilir</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/ulusal-ets-ve-skdm-yilda-1-5-milyar-euro-kaynak-yaratabilir-262039.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/ulusal-ets-ve-skdm-yilda-1-5-milyar-euro-kaynak-yaratabilir-262039.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:07:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=262039</guid>

					<description><![CDATA[Sanayinin iklim nötr bir yapıya geçişi için stratejiler geliştiren düşünce kuruluşu Agora Industry’nin İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) desteği ile hazırladığı ‘Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası’ raporu, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantı, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler ve SEFiA [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayinin iklim nötr bir yapıya geçişi için stratejiler geliştiren düşünce kuruluşu Agora Industry’nin İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) desteği ile hazırladığı ‘<strong>Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası’ </strong>raporu, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı.</p>
<div id="attachment_262044" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img aria-describedby="caption-attachment-262044" class="size-full wp-image-262044" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/celik-ihracatcilari-Birligi-ciB-Yonetim-Kurulu-Baskani-Ugur-Dalbeler.jpg" alt="" width="300" height="212" /><p id="caption-attachment-262044" class="wp-caption-text"><strong>Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler</strong></p></div>
<p>Toplantı, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler ve SEFiA Direktörü Bengisu Özenç’in açılış konuşmalarıyla başladı.</p>
<p>Ardından, Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey ve Agora Industry Tekno-Ekonomik Analisti Emir Çolak, raporu tanıttı.</p>
<p><strong>ULUSAL ETS ve SKDM KARBONSUZLAŞMANIN ÖNÜNÜ AÇABİLİR</strong></p>
<p>Raporda, Türkiye’nin çelik sektörünü düşük emisyonlu üretime dönüştürmesi için önümüzdeki 20 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,5 milyar euro yatırım yapması gerektiği öngörülüyor. Türkiye’nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi (Ulusal ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (Ulusal SKDM) uygulamasıyla yıllık 0,5-1,5 milyar euroluk gelir elde edilebilir ve sektörün karbonsuzlaşmasında, yeşil çeliğe geçişte kullanılabilir. Söz konusu rakam, 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırımın önemli bir bölümünü karşılayabilir.</p>
<div id="attachment_262043" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img aria-describedby="caption-attachment-262043" class="size-full wp-image-262043" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/Emir-Colak.jpg" alt="" width="300" height="198" /><p id="caption-attachment-262043" class="wp-caption-text"><strong>Agora Industry Tekno-Ekonomik Analisti Emir Çolak</strong></p></div>
<p>Türkiye, karbon gelirlerini sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yatırarak ve yerli hurda kullanımını artırarak hem yeni işler yaratabilir hem de küresel çelik pazarındaki yerini güçlendirebilir. Karbon fiyatının düşük kalması durumunda ise halihazırda dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi olan Türkiye’nin ithalata bağımlılığı artabilir.</p>
<p>Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yayımlanan çalışma; Türkiye’nin, sıfıra yakın emisyonlu demir talebini yurt içi üretim ve ithalat arasında dengeli biçimde karşılaması gerektiğine dikkat çekiyor. Cevherden düşük emisyonlu çelik üretim kapasitesinin artırılması, katma değerin Türkiye’de kalmasına ve tedarik risklerinin azalmasına yardımcı olabilir. Böylece Türkiye, bugün ithal ettiği yüksek kaliteli yassı çeliğin daha fazlasını da üretebilir. Belirli alanlarda yapılacak düşük emisyonlu çelik ithalatı ise üretilebilecek çelik ürünlerinin çeşitliliğini artırabilir.</p>
<div id="attachment_262042" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img aria-describedby="caption-attachment-262042" class="size-full wp-image-262042" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/Ysanne-Choksey.jpg" alt="" width="300" height="198" /><p id="caption-attachment-262042" class="wp-caption-text"><strong>Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey</strong></p></div>
<p><strong>Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü </strong><strong>Programı Koordinatörü Ysanne Choksey</strong>, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye, temiz çelik üretiminde öncü olmak için; zengin yenilenebilir enerji kaynakları, elektrikle çelik üretiminde kapsamlı deneyim, Avrupa, Orta Doğu, Asya ile güçlü ticari ilişkiler gibi en önemli gerekliliklere sahip. Erken yatırım yapanlar, istihdam ve rekabet gücü açısından avantaj elde edecek. Antalya’da düzenlenecek COP31, gerekli mesajları vermek ve bu alanda sonraki adımları atmak için ideal bir fırsat sunuyor.”</p>
<p><strong>KARBON FİYATI, DÖNÜŞÜMÜN İTİCİ GÜCÜ</strong></p>
<p>Çalışmada, 2050 yılına uzanan üç senaryo incelendi. Mevcut politikaların devam ettiği ilk senaryoda, kömüre dayalı üretim ağırlığını koruyor. Kademeli ve hızlandırılmış dönüşüm senaryoları ise sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yönelik yatırımların ve politika desteğinin artmasını öngörüyor.</p>
<p>Rapora göre karbondioksitin ton fiyatı yaklaşık 100 euroya ulaştığında, Türkiye’de doğal gaz kullanılarak cevherden üretilen demirden elde edilen çeliğin maliyeti kömür bazlı çelikle eşitleniyor. Yeşil hidrojen bazlı çelik için bu eşik ton başına yaklaşık 140 euro. Türkiye’deki karbon fiyatı, sanayi ve elektrik üretimini kapsayan Avrupa Birliği’nin (AB) ETS’sini takip ederse bu seviyeye 2030’lu yılların sonunda ulaşılabilir.</p>
<p>Bu fiyat düzeyi, şirketleri Türkiye’de sıfıra yakın emisyonlu demir üretimine yatırım yapmaya teşvik edebilir. Erken yatırım yapan şirketler, düşük emisyonlu çeliğe yönelik büyüyen talepten pay alabilir ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleri yapabilir. Ayrıca ihracatlarını AB’nin sınırda karbon düzenlemesinin etkilerinden koruyabilir.</p>
<p>Yeşil çelik kullanımından kaynaklanan ilave maliyetin nihai kullanıcıya etkisinin de sınırlı olacağı öngörülüyor. Yeşil çelik kullanılan bir elektrikli otomobilin fiyatının yaklaşık 270 euro (yüzde 0,9), çamaşır makinesinin fiyatının 8 euro (yüzde 1,3), ev tipi bir klimanın fiyatının ise 9 euro (yüzde 0,8) artabileceği hesaplandı. Nihai ürün fiyatlarındaki bu sınırlı etki, zorunlu yeşil kamu alımları, asgari kullanım kotaları ve uzun vadeli alım anlaşmaları yoluyla düşük emisyonlu çelik talebini teşvik edebilir.</p>
<p><strong>HURDA ÇELİK İTHALATI ZORLAŞIYOR</strong></p>
<p>Karbon fiyatının düşük kalması, Türkiye’de yaratılabilecek ekonomik değerin önemli bir bölümünün yurt dışına kaymasına yol açabilir. Kademeli senaryoda karbon fiyatı, 2030’lu yılların başına kadar karbondioksit ton başına 50 euroyu aşmıyor. Bu noktadan sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan ithal edilen doğal gaz bazlı demir, Türkiye’de kömür kullanılarak üretilen demirden daha ucuz hale geliyor. Yerli doğal gaz ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimi ise ancak 100 ve 140 euro düzeyinde başa baş noktasına ulaşıyor. Hedefli politika desteği olmadan Türkiye’nin ithal demire bağımlılık riski artıyor.</p>
<p>Bu senaryoda kömürden yine kademeli olarak çıkılıyor, ancak üretimde ortaya çıkan açık büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor. Kısa vadede daha ucuz olan bu yol, Türkiye’nin ithalata bağımlılığını artırıyor. Ayrıca hızlandırılmış dönüşümün sağlayabileceği katma değer ve istihdamın önemli bir bölümü yurt dışında kalıyor.</p>
<p>Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı Türkiye için hurda giderek kıtlaşıyor ve pahalılaşıyor. AB başta olmak üzere, 50’ye yakın ülke hurda ihracatını kısıtlıyor. Bu durumda ham madde güvenliği için yurt içi hurda toplamanın 2050&#8217;ye kadar 10 milyon tondan 26 milyon tona çıkarılması ve ithal düşük emisyonlu demirle desteklenmesi gerekebilir.</p>
<p>Rapor, güneş ve rüzgar enerjisi, elektrolizör üretimi ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimini kapsayan değer zincirlerinde yaklaşık 29 bin kişiye yeni iş imkanı doğacağı belirtiliyor.</p>
<p><strong>HIZLI DÖNÜŞÜM SENARYOSU, EMİSYONLARDA EN FAZLA DÜŞÜŞÜ SAĞLIYOR</strong></p>
<p>Çelik sektörü, Türkiye’nin sanayi kaynaklı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu. Bu nedenle sektörün dönüşümü, Türkiye’nin 2053 iklim nötr hedefi açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Erken yatırım ve güçlü politika desteğine dayanan hızlandırılmış karbonsuzlaşma senaryosunda, sektörün emisyonları 2050’ye kadar 2025 düzeyine göre yüzde 92 azalabiliyor. Bu, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşan tek senaryo.</p>
<p>Rapora göre kalan emisyonların azaltılması için de kullanılabilecek yöntemler var. Bunlar arasında elektrik ark ocaklarında biyokömür kullanımı ve şebekeden veya elektrik satın alma anlaşmaları yoluyla tamamen yenilenebilir elektrik temin edilmesi bulunuyor. Geriye kalan emisyonlar için ise karbon yakalama ve depolamayla birlikte kullanılan biyoenerji veya doğrudan havadan karbon yakalama gibi yüksek kaliteli karbon giderme yöntemlerinden yararlanılabilir.</p>
<p><strong>1,5 MİLYAR EURO TÜRKİYE’DE KALABİLİR</strong></p>
<p>Türkiye’de uygulanacak etkin bir ETS ve ithal ürünler için devreye alınacak SKDM benzeri bir karbon fiyatlama mekanizmasının etkili bir dönüşüm politikasının temelini oluşturabileceğine dikkat çekilen raporda, böylece karbon gelirlerinin Türkiye’de kalabileceğine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Çalışmaya göre Türkiye’deki karbon fiyatının AB’deki ETS fiyatıyla eşit olması durumunda, çelik ihracatına ilişkin yılda yaklaşık 1,5 milyar euroluk karbon geliri AB yerine Türkiye’de değerlendirilebilir. Kaynak, çelik sektörünün dönüşümünü desteklemek üzere kurulacak bir yeşil çelik fonuna aktarılarak sektörün karbonsuzlaşmasına yönelik önlemlerin finansmanında kullanılabilir. Hızlandırılmış senaryoya göre 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırıma katkı sağlayabilir.</p>
<div id="attachment_262041" style="width: 210px" class="wp-caption alignleft"><img aria-describedby="caption-attachment-262041" class="size-full wp-image-262041" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/Dursun-Bas.jpg" alt="" width="200" height="300" /><p id="caption-attachment-262041" class="wp-caption-text"><strong>Türkiye Çelik Dönüşüm Ağı (ÇEDA) Koordinatörü Dursun Baş</strong></p></div>
<p>Karbon fark sözleşmeleri ve uygun koşullu finansman da yatırım risklerini ve sermaye maliyetlerini düşürerek karbon fiyatlandırmasını destekleyebilir. Yeşil kamu alımları, kotalar ve uzun vadeli satın alma anlaşmaları ise sıfıra yakın emisyonlu çelik için düzenli talep oluşturabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“TÜRKİYE TEMİZ ÇELİKTE ÖNCÜ OLABİLİR”</strong></p>
<p>Toplantıda sektör uzmanlarının katılımıyla bir panel düzenlendi. Kıdemli sanayi uzmanı Muammer Bilgiç’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde Türkiye Çelik Dönüşümü Ağı Koordinatörü Dursun Baş, SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Teknik İşler Direktörü Hasan Akbulut ve Borçelik Yönetim Sistemleri Direktörü Serkan Ürkmez, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi.</p>
<p><strong>Türkiye Çelik Dönüşüm Ağı (ÇEDA) Koordinatörü Dursun Baş</strong>, şunları söyledi: “Güçlü bir karbon fiyatı, düşük emisyonlu çelik üretiminin ekonomik olarak karşılık bulacağına dair net bir mesaj verir ve daha temiz üretim yapan üreticileri da ödüllendirir. Türkiye’nin şu anda pilot aşamada olan emisyon ticaret sisteminin de bu yönde tasarımının iyileştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin çelik ihracatındaki en büyük pazarı olan AB ile ticaret kuralları da aynı derecede belirleyici olacak. Bu kapsamda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi önem taşıyor. Elektrik ark ocaklarıyla çelik üretimindeki güçlü birikimi sayesinde Türkiye, dönüşüm fırsatını değerlendirmek için iyi bir konumda. Böylece temiz çelikte öncü ülkelerden biri olabilir ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlı kalmaktan kaçınabilir.”</p>
<div id="attachment_262040" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img aria-describedby="caption-attachment-262040" class="size-full wp-image-262040" src="https://www.emlaktafark.com/wp-content/uploads/SEFiA-Direktoru-Bengisu-ozenc.jpg" alt="" width="300" height="225" /><p id="caption-attachment-262040" class="wp-caption-text"><strong>SEFiA Direktörü Bengisu Özenç</strong></p></div>
<p><strong>SEFiA Direktörü Bengisu Özenç</strong> ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Karbon fiyatlandırması, Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarının birçoğunda zaten uygulanıyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla pazarın bu uygulamaya geçmesi bekleniyor. Bu pazarlardaki fiyatlarla uyumlu, etkin bir ulusal karbon fiyatı, yatırım planlaması açısından önemli bir sinyaldir. Temiz demir-çelik üretiminin ekonomik karşılık bulacağını gösterir ve erken harekete geçenleri ödüllendirir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yatırımların, Türkiye’nin çelik üretimini on yıllar boyunca şekillendireceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Bugün harekete geçmek, ülkenin düşük emisyonlu çelik için büyüyen pazardan pay almasını ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlığını kırmasını sağlayabilir.”</p>
<p>Etkinliğin kapanış konuşmasını ise İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Programı Koordinatörü Ümit Şahin yaptı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/ulusal-ets-ve-skdm-yilda-1-5-milyar-euro-kaynak-yaratabilir-262039.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kentlerin Geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da konuşulacak!</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/kentlerin-gelecegi-urban-future-2027de-istanbulda-konusulacak-261931.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/kentlerin-gelecegi-urban-future-2027de-istanbulda-konusulacak-261931.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2026 10:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=261931</guid>

					<description><![CDATA[Kentleri daha dirençli ve yaşanabilir kılmak için çalışan değişim aktörlerini buluşturan Urban Future 2027, 6–9 Nisan 2027’de İstanbul’da gerçekleşecek. Ana konferansta, Maria Vassilakou ve Charles Montgomery’nin de aralarında bulunduğu altı konuşmacı öne çıkacak. 30 yaş ve altındaki kent değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme başvuruları ise 10 Kasım 2026’ya kadar devam ediyor. Kentler krizlere nasıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Kentleri daha dirençli ve yaşanabilir kılmak için çalışan değişim aktörlerini buluşturan Urban Future 2027, 6–9 Nisan 2027’de İstanbul’da gerçekleşecek. Ana konferansta, Maria Vassilakou ve Charles Montgomery’nin de aralarında bulunduğu altı konuşmacı öne çıkacak. 30 yaş ve altındaki kent değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme başvuruları ise 10 Kasım 2026’ya kadar devam ediyor.</p>
<p dir="ltr">Kentler krizlere nasıl hazırlanır, mahalleler dönüşümü nasıl başlatır, kent yönetimleri değişimi nasıl kalıcı hale getirir? Urban Future – The Better-Cities Event, bu sorularla İstanbul’a geliyor.</p>
<p dir="ltr">7–8 Nisan’da InterContinental İstanbul’da düzenlenecek ana konferans, belediye başkanlarını, mimarları, plancıları, akademisyenleri ve girişimcileri buluşturacak. 6 ve 9 Nisan’daki saha gezileri ise katılımcıları İstanbul’un mahallelerine ve kentsel projelerine taşıyacak.</p>
<p dir="ltr">UF27 İstanbul’a 2.000’den fazla katılımcı, 250 konuşmacı, 150 belediye başkanı ve kent lideri ile 100 partnerin katılması bekleniyor.</p>
<h4 dir="ltr">İstanbul Yalnızca Ev Sahibi Değil</h4>
<p dir="ltr">Urban Future, İstanbul’u yalnızca etkinliğin gerçekleşeceği kent olarak görmüyor. İki kıtayı buluşturan tarihsel katmanları, gündelik yaşamın çeşitliliği ve güncel kentsel meseleleriyle İstanbul, UF27 boyunca tartışmaların doğrudan parçası olacak. Büyümeyle mirasın korunması arasında nasıl denge kurulacağı, büyük bir kentin hareketliliğinin nasıl yönetileceği ve toplulukların değişime karşı nasıl güçlendirileceği bu tartışmalara eşlik edecek.</p>
<p dir="ltr">Konferans programını tamamlayan saha gezileri, İstanbul’un kamusal alanlarını, mahallelerini ve kentsel projelerini yerinde tanıma fırsatı sunacak. Böylece kent, yalnızca üzerine konuşulan bir konu olmaktan çıkıp gözlemlenen, deneyimlenen ve tartışılan bir öğrenme ortamına dönüşecek.</p>
<p dir="ltr">Urban Future CEO’su ve Kurucu Ortağı Gerald Babel-Sutter’ın da vurguladığı gibi “Kentler Urban Future’ın merkezinde yer almaya devam ediyor; onları şekillendiren insanlar ise çok farklı yerlerden geliyor. İstanbul için, güçlü yerel köklere, uluslararası bir bakış açısına ve tasarım, dirençlilik ve toplum odaklı kentsel gelişim alanlarında uygulamaya dönük deneyime sahip ortaklarla çalışmak istedik. Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı, UF27’ye kentlerin geleceğini yeni açılardan keşfetmek için güçlü bir temel sağlıyor.”</p>
<h4 dir="ltr">Kentlerin Geleceğine Yön Veren İsimler İstanbul’da</h4>
<p dir="ltr">UF27’nin ilk açıklanan konuşmacıları, dünya kentlerinde denenen somut çözümleri İstanbul’a taşıyacak. Viyana’nın eski belediye başkan yardımcısı Maria Vassilakou (Avusturya), sürdürülebilir ulaşım, iklim politikaları ve katılımcı kentsel dönüşüm konusundaki deneyimiyle öne çıkıyor. Happy City ve The Trust Experiments kitaplarının yazarı Charles Montgomery (Kanada) ise kent tasarımı ile mutluluk, toplumsal güven ve insan ilişkileri arasındaki bağlantıları araştırıyor.</p>
<p dir="ltr">Barcelona Activa’nın kentsel iletişim stratejisti Maite Peris Colom (İspanya), kentsel projelerde iletişimin toplumsal katılımı ve değişime duyulan güveni nasıl güçlendirdiğine odaklanıyor. Brüksel merkezli Communa’nın kurucu ortağı Maxime Zaït (Belçika), atıl binaları geçici konutlara ve ortak kullanım alanlarına dönüştürüyor; girişimin çalışmaları bugüne kadar 500’den fazla kişiye barınma olanağı sağladı.</p>
<p dir="ltr">All Things Urban’ın kurucusu Anastasia Sukhoroslova (Almanya), 100 bini aşkın şehircilik profesyonelini buluşturan uluslararası ağın deneyimini paylaşacak. Nilüfer Belediyesi Planlama ve Kalkınma Ajansı (PLAKA) yöneticisi Mehmet Can Yılmaz (Türkiye) ise kent sağlığı, gıda güvenliği ve katılımcı yerel politikaları veri temelli yöntemlerle birleştiren çalışmalarını aktaracak. Konuşmacı listesi ilerleyen aylarda genişleyecek.</p>
<h4 dir="ltr">UF27’nin Gündeminde Üç Ana Tema Var</h4>
<p dir="ltr">Urban Future 2027’nin ilk program çerçevesi, kentlerin karşı karşıya olduğu krizlere hazırlık, toplulukların değişimdeki rolü ve kentsel dönüşümün kalıcı hale getirilmesi üzerine üç ana tema etrafında şekilleniyor.</p>
<p dir="ltr">“Ready Cities / Hazır Kentler” kapsamında düzenlenecek oturumlarda deprem, sel ve aşırı sıcaklar gibi krizlere hazırlık, kentsel dirençlilik ve toparlanma süreçleri ele alınacak. “People-Powered Cities / İnsanların Gücüyle Dönüşen Kentler” başlığı altında mahallelerin, sivil girişimlerin ve yerel toplulukların kentsel değişimdeki rolü tartışılacak. “Running Better Cities / Kentleri Daha İyi Yönetmek” teması ise kentsel dönüşümün birkaç kişinin olağanüstü çabalarına bağımlı kalmadan nasıl sürdürülebileceğine odaklanacak. Karbonsuzlaşma, iklim krizine uyum ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda kent yönetimlerinin doğru ekipleri, yetkinlikleri ve liderlik kültürünü geliştirerek değişimi kurumsal işleyişin kalıcı bir parçası haline getirmesinin yolları araştırılacak.</p>
<h4 dir="ltr">Transformative Cities: Kentler İnsanları Nasıl Şekillendiriyor?</h4>
<p dir="ltr">UF27 programının yeni özel bölümlerinden Transformative Cities, kentlerin insan davranışları, ilişkileri ve gündelik yaşam pratikleri üzerindeki etkisini ele alacak. Josephine Yilan Liu’nun küratörlüğünde hazırlanan altı oturumluk program, mimari tasarımın ve kentsel kararların yalnızca fiziksel çevreyi değil, insanların kentte nasıl hareket ettiğini, karşılaştığını ve bir arada yaşadığını da nasıl biçimlendirdiğini sorguluyor. Program kapsamında “Cities as Cognitive-Behavioural Infrastructure” (Bilişsel-Davranışsal Altyapı Olarak Kentler) başlıklı bir masterclass da planlanıyor.</p>
<h4 dir="ltr">İstanbul’da Yeni Bir Ev Sahipliği Modeli</h4>
<p dir="ltr">UF27, Urban Future için yeni bir ev sahipliği modeline de işaret ediyor. Önceki etkinliklerini çoğunlukla şehir yönetimleriyle birlikte gerçekleştiren platform, İstanbul’da ilk kez iki sivil kuruluşla ev sahibi ortak olarak çalışacak: Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı (TTV). Humane Urbanism, kentleri aşırı olaylara hazırlamayı ve sonrasında toparlanmayı destekleyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. 2016’dan bu yana faaliyet gösteren Türkiye Tasarım Vakfı ise tasarımı sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimin aracı olarak konumlandırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu ortaklık, uluslararası tartışmaları İstanbul’un yerel deneyimleriyle buluşturmayı hedefliyor.</p>
<h4 dir="ltr">Genç Değişim Aktörleri İçin “Young Leaders Programme”</h4>
<p dir="ltr">30 yaş ve altındaki genç değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme, 6 Nisan 2027’de İstanbul’da tam gün düzenlenecek. Program, uygulamalı atölyeler, deneyimli kent liderleriyle buluşmalar ve uluslararası ağ kurma fırsatları sunacak. Başvurular 20 Ekim’de başladı ve 10 Kasım 2026’da sona erecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/kentlerin-gelecegi-urban-future-2027de-istanbulda-konusulacak-261931.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’nin şehirleri yüzlerce kareyle kayıt altına alındı</title>
		<link>https://www.emlaktafark.com/turkiyenin-sehirleri-yuzlerce-kareyle-kayit-altina-alindi-261913.html</link>
					<comments>https://www.emlaktafark.com/turkiyenin-sehirleri-yuzlerce-kareyle-kayit-altina-alindi-261913.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Adnan Nalbant]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2026 09:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sektörel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.emlaktafark.com/?p=261913</guid>

					<description><![CDATA[EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş.’nin Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayıyla düzenlediği “Şehrin Çizgileri” 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması sonuçlandı. Türkiye’nin farklı şehirlerinde zamanın bıraktığı izleri görünür kılmayı amaçlayan yarışmada, ülkenin dört bir yanından gelen yüzlerce fotoğraf, şehirlerin geçmişini, kültürünü, insan hikâyelerini ve yaşam biçimlerini, silüet ve tarihten gelen karakteristik özelliklerini içinde barındıran güçlü karelerle gözler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş.’nin Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayıyla düzenlediği “Şehrin Çizgileri” 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması sonuçlandı. Türkiye’nin farklı şehirlerinde zamanın bıraktığı izleri görünür kılmayı amaçlayan yarışmada, ülkenin dört bir yanından gelen yüzlerce fotoğraf, şehirlerin geçmişini, kültürünü, insan hikâyelerini ve yaşam biçimlerini, silüet ve tarihten gelen karakteristik özelliklerini içinde barındıran güçlü karelerle gözler önüne serdi. Yarışmada birincilik ödülü İstanbul-Kartal fotoğrafıyla İsmail Tütün’ün oldu. </strong></p>
<p><strong>EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş.</strong>’nin Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayıyla düzenlediği <strong>“Şehrin Çizgileri” 2. Ulusal Fotoğraf Yarışmas</strong>ı sonuçlandı. Türkiye’nin farklı şehirlerinde zamanın bıraktığı izleri görünür kılmayı amaçlayan yarışmada, ülkenin dört bir yanından gelen yüzlerce fotoğraf, şehirlerin geçmişini, kültürünü, insan hikâyelerini ve yaşam biçimlerini, silüet ve tarihten gelen karakteristik özelliklerini içinde barındıran güçlü karelerle gözler önüne serdi.</p>
<p>Türkiye’nin en geniş kapsamlı şehirlere vurgu yapan yarışmalarından biri olarak kabul edilen “<strong>Şehrin Çizgileri”,</strong> katılımcıları sokaklardan meydanlara, tarihi yapılardan modern kent silüetlerine kadar şehirlerin karakterini yansıtan kareler ile geniş bir perspektifte Türkiye’nin yaşayan dokusunu anlatmaya davet etti.</p>
<p><strong>Kazananlar Açıklandı: “Şehrin Çizgileri” Yarışmacıları Ödüllendirildi</strong></p>
<p>Yarışmanın sonucunda birincilik ödülü, İstanbul-Kartal fotoğrafıyla <strong>İsmail Tütün</strong>’ün oldu. İkincilik ödülünü Ordu-İzler 2 fotoğrafıyla <strong>Ömer Ermiş,</strong> üçüncülük ödülünü ise İstanbul-İstiklal Caddesi fotoğrafıyla <strong>Caner Başer</strong> kazandı. Mansiyon ödülleri Tokat-Havadaki İzler fotoğrafıyla <strong>Muhammet Sinan Kökcü</strong> ve Edirne-Minareler fotoğrafıyla <strong>Sümeyye Özben</strong>’e verildi. Zoom İthalat Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise Urfa-Urfa Müzesi fotoğrafıyla <strong>Haşim Kandılcıoğlu</strong> oldu. Ayrıca jüri tarafından sergilemeye değer görülen en fazla 20 eser de ödül almaya hak kazandı.</p>
<p>Bu yılki yarışmada özellikle tarihi yapılar, modern kent siluetleri, meydanlar, köprüler, ulaşım aksları ve şehir yaşamının dinamikleri öne çıktı. Eserler, <strong>EVA Gayrimenkul Değerleme</strong> tarafından hazırlanacak özel katalogda ve çeşitli iletişim mecralarında da yer alacak.</p>
<p><strong>Jüriden Yoğun İlgi Gören Bir Seçki</strong></p>
<p>Akademisyenler, fotoğraf sanatçıları ve sektör profesyonellerinden oluşan jüri, değerlendirmeleri teknik kalite, estetik anlatım ve temaya bağlılık kriterlerine göre gerçekleştirdi. Jüri üyeleri, yarışmanın Türkiye’nin mekân hafızasına son yılların en güçlü katkılarından birini sunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Şehirlerine Farklı Bir Gözle Bakma ve Kentleri Yeniden Keşfetme Çağrısı Karşılık Buldu</strong></p>
<p><strong>EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Yazıcı</strong>, yarışmanın gördüğü yoğun ilginin, şehirlerin kimliğini şekillendiren mimari unsurlara, yaşam ritmini, yaşayan, değişen ve iz bırakan yapılara dair farkındalığın arttığını gösterdiğini vurgulayarak, yarışmanın amacına ilişkin şu değerlendirmeyi paylaştı: <strong>‘Şehrin Çizgileri’</strong> yarışmasını duyururken sokaklardan meydanlara, tarihi yapılardan modern kent siluetlerine kadar şehirlerin karakterini yansıtan kareleri kayıt altına almaya davet etmiştik. Türkiye’nin dört bir yanından gelen fotoğraflar, bu çağrının ne kadar güçlü bir karşılık bulduğunu gösterdi. Şehirlerin kendine özgü güzelliklerini ve anlık çarpıcılığını yansıtan birbirinden etkileyici fotoğraflarla karşılaştık. Yarışmamız, katılımcı sayısı bakımından da rekor olarak nitelendirebileceğimiz bir ilgi gördü. Gelecek yıl farklı bir konuyla fotoğraf tutkunlarını yeniden yarışmamıza davet edeceğiz. Fotoğraflarla oluşan kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”</p>
<p><strong>Ödüller ve Katılım Bilgileri</strong></p>
<p>Yarışmada birincilik ödülü TFSF Altın Madalya ve <strong>25.000 TL</strong>, ikincilik ödülü TFSF Gümüş Madalya ve <strong>20.000 TL</strong>, üçüncülük ödülü ise TFSF Bronz Madalya ve <strong>10.000</strong> TL olarak belirlendi. Zoom İthalat Jüri Özel Ödülü kapsamında Yashica Digipix 100 Compact Dijital Fotoğraf Makinası verildi. İki mansiyon ödülünün her biri TFSF Mansiyon ve <strong>5.000 TL,</strong> sergilemeye değer bulunan 20 eserin her biri için ise <strong>2.000 TL</strong> ödül verildi.</p>
<p><strong>Eserler Yakında Sergilenecek</strong></p>
<p>Dereceye giren ve sergilemeye hak kazanan fotoğraflar, <strong>EVA Gayrimenkul Değerleme</strong> tarafından düzenlenen bir etkinlikle sanatseverlerle buluşacak ve ödül kazananların ödülleri takdim edilecek. Fotoğraflar, ödül töreninin ardından EVA Gayrimenkul Değerleme’nin Kadıköy Koşuyolu merkez ofisinde 15 Aralık’a kadar sergilenecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.emlaktafark.com/turkiyenin-sehirleri-yuzlerce-kareyle-kayit-altina-alindi-261913.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
