DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

    Yatay mimari depremin tek çözümü değil

    Yatay mimari depremin tek çözümü değil
    18.08.2026
    A+
    A-

    S.A.I.T. Studio kurucuları, deprem güvenliğinde yatay mimari ve dikey mimari tartışmasının ötesine geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Güvenli kentlerin; doğru zemin, doğru mühendislik, nitelikli yapı üretimi ve bütüncül kent planlamasıyla mümkün olduğuna dikkat çekiyor.

    Türkiye’nin deprem gerçeği güvenli yapılaşma tartışmalarını canlı tutarken, kamuoyunda sıklıkla gündeme gelen yatay ve dikey mimari tartışmasına S.A.I.T. Studio farklı bir perspektif getiriyor. Stüdyo kurucuları Yüksek İç Mimar Sait Güray Yalçın ve Yüksek Mimar ve İnşaat Mühendisi Kemal Çetin’e göre deprem güvenliğini yalnızca yapıların kat sayısı üzerinden tartışmak, kentleşme ve mühendisliğin asıl sorunlarını gözden kaçırıyor.

    Yüksek İç Mimar Sait Güray Yalçın ve Yüksek Mimar ve İnşaat Mühendisi Kemal Çetin

    Güvenli kentler oluşturmanın yolunun yalnızca yapı yüksekliğini sınırlamaktan geçmediğini belirten Yalçın ve Çetin; zemin koşulları, taşıyıcı sistem, yapı kalitesi, nüfus yoğunluğu ve kent planlamasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

    Sait Güray Yalçın, yatay mimarinin tek başına “güvenli yapılaşma” ile eşdeğer görülmesinin yanlış bir algı yaratabileceğini belirtiyor: “Yatay mimariyi tek başına güvenli yapılaşmanın karşılığı olarak görmek doğru değil. Doğru zeminde, doğru mühendislikle tasarlanmış çok katlı bir yapı; yanlış zeminde ve hatalı planlanmış az katlı bir yapıdan çok daha güvenli olabilir. Asıl tartışmamız gereken, kaç kat yaptığımızdan önce nerede ve nasıl yapı yaptığımızdır.”

    “Kontrolsüz yatay yapılaşma yeni kentleşme sorunları doğurur”

    Kentlerin yalnızca binalardan ibaret olmadığını vurgulayan S.A.I.T. Studio kurucuları, kontrolsüz biçimde yayılan yatay yapılaşmanın da önemli kentsel sorunlara yol açabileceğine işaret ediyor. Geniş alanlara yayılan düşük yoğunluklu yerleşimler; altyapı ağlarının genişlemesine, ulaşım mesafelerinin uzamasına, doğal alanlar üzerindeki yapılaşma baskısının artmasına ve kentlerin daha fazla yüzey tüketmesine neden olabiliyor.

    Bu nedenle yatay ve dikey mimarinin birbirinin alternatifi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kemal Çetin, mimarlık ve mühendisliğin tasarım sürecinin en başından itibaren birlikte ilerlemesinin hayati önem taşıdığını ifade ediyor: “Deprem güvenliği sonradan yapıya eklenebilecek bir detay değil, tasarımın çıkış noktalarından biri olmalı. Zemin verilerinden taşıyıcı sisteme, yapı geometrisinden malzeme ve uygulama kalitesine kadar tüm kararlar birbiriyle entegre biçimde alınmalıdır.”

    “Mesele tekil bina değil, kent ölçeği”

    S.A.I.T. Studio’nun tasarım yaklaşımında mimari, iç mimari, statik ve peyzaj bağımsız disiplinler olarak değil, aynı bütünün ayrılmaz parçaları olarak ele alınıyor. Stüdyoya göre deprem kuşağında yer alan Türkiye’de geleceğin kentlerini yalnızca yeni ve az katlı yapılar inşa ederek güvenli hale getirmek mümkün değil. Mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, yapıların zemin koşullarına uygun tasarlanması, doğru yoğunluk kararlarının alınması, güçlü altyapı ve nitelikli kamusal alanların oluşturulması da güvenli ve yaşanabilir kentlerin temel bileşenleri arasında yer alıyor.

    Sait Güray Yalçın, deprem sonrası kentleşme tartışmalarında yerleşmiş kabullerin yeniden sorgulanması gerektiğinin altını çiziyor: “Deprem bize yalnızca binaları değil, kentleri nasıl kurduğumuzu da yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. ‘Yatay yapı güvenlidir, yüksek yapı risklidir’ gibi kolay genellemeler yerine; bilime, mühendisliğe ve coğrafyasına saygılı tasarlanmış kentleri konuşmalıyız.”

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.