Kira artışlarının ortak nedeni arz talebe yetişemiyor
TÜİK’in açıkladığı son verilerle birlikte Türkiye’de kira artış oranı yüzde 33,89 olarak belirlenirken, uzmanlar bu tablonun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığına dikkat çekiyor. Parcel Estates Satış Direktörü Esra Bölükbaşı, kira artışlarının küresel ölçekte benzer dinamiklerle şekillendiğini belirterek, konunun tek başına oranlar üzerinden değil, şehirleşme ve konut arzı ekseninde ele alınması gerektiğini vurguladı.
TÜİK tarafından açıklanan son verilerle birlikte Türkiye’de kira artış oranının yüzde 33,89 olarak belirlenmesi, kamuoyunda yeniden kira piyasasına yönelik tartışmaları gündeme taşıdı. Parcel Estates Satış Direktörü Esra Bölükbaşı, bu tür oranların yalnızca Türkiye’ye özgü bir tabloyu yansıtmadığını ifade ederek, kira artışlarının bugün dünyanın birçok ülkesinde benzer nedenlerle ortaya çıktığını söyledi.
Bölükbaşı’na göre, küresel ölçekte kiraların yükselmesinin temelinde nüfus artışı, hızlanan şehirleşme ve konut arzının talebe aynı hızda karşılık verememesi yatıyor. Avrupa’dan Amerika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya kadar birçok büyük şehirde benzer bir tabloyla karşılaşıldığını belirten Bölükbaşı, kira piyasasının artık yerel değil, küresel bir mesele haline geldiğine dikkat çekti.
Planlama farkı, fiyat davranışını değiştiriyor
Yurt dışındaki bazı örneklerde kira piyasasının daha öngörülebilir olmasının arkasında uzun vadeli şehir planlamasının yer aldığını vurgulayan Esra Bölükbaşı, özellikle hızlı büyüyen şehirlerin bu konuda önemli dersler sunduğunu ifade etti.
Dubai gibi merkezlerde artan nüfus ve yatırımcı talebinin önceden öngörüldüğünü belirten Bölükbaşı, bu doğrultuda yeni bölgelerin ve projelerin hızla devreye alındığını söyledi. Bu yaklaşımın, kira fiyatlarının ani ve kontrolsüz sıçramalar yapmasının önüne geçtiğini dile getirdi.
Oranlara değil, sisteme bakmak gerekiyor
Kira artışlarını yalnızca açıklanan oranlar üzerinden değerlendirmenin eksik bir bakış açısı sunduğunu belirten Bölükbaşı, konunun çok daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurguladı.
Konut üretimi, şehir planlaması ve sürdürülebilir büyümenin birlikte düşünülmesinin önemine işaret eden Bölükbaşı, bu yaklaşımın yalnızca Türkiye için değil, küresel ölçekte de geçerli olduğunu ifade etti. Uzmanlara göre, kalıcı çözüm; kısa vadeli müdahalelerden ziyade, uzun vadeli ve öngörülebilir bir konut politikasıyla mümkün olabiliyor.