DOLAR 31,5752
EURO 34,3278
ALTIN 2148,423
BIST 8907,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

    Gecenin büyüsü içinde İstanbul

    Gecenin büyüsü içinde İstanbul
    12.05.2018
    A+
    A-

    Yolculuğu tam 30 yıl önce başlayan Adım Adım İstanbul® programlarında, şehrimizin mimari şaheserlerinin sırlarına gecenin büyüsü içinde de tanık oluyoruz. Adım Adım İstanbul®un Ayasofya ile başlayan “Gece Gezileri” Kariye, Demir Kilise ve Süleymaniye ile devam ediyor.

    Adım Adım İstanbul® gezilerinin yolculuğu, tam 30 yıl önce Köşe Bucak Haliç’le başladı. Geçtiğimiz 30 yılda bu ilk programımıza 200’e yakın özgün güzergâh ekledik. Bir “gezi kültürü bilinci” yaratma amacıyla çıktığımız yolda gezginlerimizin ilgisi ve desteğiyle programlarımız birer klasik haline geldi. 30. yılımızda, yaşadığımız şehrin güzelliklerine gecenin büyüsü içinde tanık olmanın keyfini yaşıyoruz.

    Gece gezilerinde ilk adresimiz, “kaplanamaz boşluk ve erişilmez sınırsızlık” olarak kabul edilen Ayasofya’ydı. İlk defa İmparator İustinianos’un görevlendirdiği Batı Anadolulu iki mimarın, Miletos’lu İsidoros ile Tralles’li Anthemios’un ellerinde yükselen Ayasofya, yapıldığı dönemde kaplanamaz, sınırlanamaz bir boşluk, çevrelenemeyen ‘kosmos’un bir sembolü olarak görülüyordu. Kubbesi, erişilmez bir sınırsızlık, mozaikler ve renkli taşlarla kaplı duvarları, çayırları, ormanları, denizleri temsil eden yeryüzü olarak kabul ediliyordu.

    Ayasofya’nın ardından ikinci durağımız, bir başka paha biçilemez Bizans mirası, Kariye oldu. Kariye, İtalya’da Giotto ile başlayan Rönesans akımının paralelinde Bizans’ta da yeni bir sanat anlayışının başladığına çarpıcı biçimde işaret ediyor. Her biri ayrı öneme sahip resimlerinde ve mozaiklerinde ilkçağın Helenistik dönem geleneğinin bilgilerinden faydalanmakla birlikte üç boyutluluğa da dikkat çekiyor. Böylece başınızı çevirdiğiniz her bir yönde, resme derinlik sağlayan arka planın ve mimari motiflere verilen önemin altı çiziliyor.

    İki Bizans eserinin ardından üçüncü durak, Sveti Stefan Bulgar Ortodoks Kilisesi, nam-ı diğer Demir Kilise’ydi. Bu gezi Sina Yarımadası’ndaki Aya Katerina Manastırı’nın metokhion’u olarak kurulan ve sadece gezginlerimize özel olarak açılan Tur-ı Sina Manastırı ziyaretiyle başladı. Tur-ı Sina’nın ardından, dünyanın dökümdemirden ilk ve tek kilisesi Sveti Stefan Bulgar Ortodoks Kilisesi’ne geçildi. Aslına uygun bir restorasyonun ardından kısa süre önce yeniden açılan Demir Kilise, o gece sadece bizim gezginlerimizi ağırladı.

    Ve sıra yaklaşık beş asırdır hâkim olduğu tepeden sadece İstanbul’u değil, tüm dünyayı seyreden külliyeye, Süleymaniye’ye geldi. Mimar Sinan’ın ve Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’a armağan ettiği bu muhteşem yapı, sanatla politik gücü bir araya getiriyor. Roma’nın San Pietro’su, Paris’in Notre Dame’ı, Londra’nın Saint Paul’ü gibi, İstanbul da kent imgesi söz konusu olduğunda Süleymaniye ile bütünleşiyor. İmparatorluğun bu simgesel yapısı, kentin en güzel siluetine de egemen!

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.