Hakan Şişik: “Yılın ikinci yarısında patlama bekliyoruz”
TÜİK tarafından paylaşılan 2026 Şubat ayı konut ve iş yeri satış istatistikleri ile ocak ayı inşaat üretim endeksi, sektörümüzün sadece bir fotoğrafını çekmekle kalmıyor, aynı zamanda yılın ikinci yarısına dair çok güçlü sinyaller veriyor. Ocak ayında inşaat üretim endeksinin yıllık bazda yüzde 8 artmış olması, sektörde canlı bir talebin olduğunu söyleyebiliriz. Müteahhitlerin yeni projeler için sahaya indiğini ve şantiyelerin hareketlendiğini gösteriyor. Üretim hızındaki bu artış, gelecek talebe hazırlık niteliğindedir. Üretim artışı, piyasadaki nitelikli konut arzı eksikliğini gidermeye yöneliktir. Şubat ayı verilerinde en çarpıcı nokta, ipotekli satışlardaki yüzde 42,3’lük devasa artıştır. Uzun süredir yüksek faiz baskısı nedeniyle talebini erteleyen vatandaş, kredi faizlerinde yaşanan en ufak bir stabilizasyonu dahi “fırsat” olarak görmeye başlamıştır. İpotekli satışların toplam içindeki payı yüzde 20’ye çıkmıştır. Bu, finansmana erişimin bir miktar nefes aldığını gösterse de hâlâ yüzde 80’lik bir kesimin “nakit veya senetli” alıma yöneldiğini görüyoruz. Burada da altından ve mevduattan çıkışta peşin alımlarda yapılan konut indirimlerinden faydalandığını söylememiz mümkündür. Satışların yaklaşık yüzde 70’inin ikinci el olması, piyasada uygun fiyatlı veya erişilebilir yeni konut arzının yetersiz olduğunu gösteriyor. İnsanlar bütçelerine uygun daha yaşlı binalara yöneliyorlar. Tabii bu noktada inşaat maliyetlerindeki artış uygun konut üretiminin önüne geçiyor. Paylaşılan veriler, 2026’nın ilk çeyreğini bir “geçiş ve toparlanma” dönemi olarak işaretliyor. Ancak asıl sıçramanın yılın ikinci yarısında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bunun birkaç temel sebebi var. Üretim endeksindeki yüzde 8’lik artışın somut konut teslimlerine dönüşmesi yılın ikinci yarısını bulacaktır. Piyasaya girecek yeni arz, rekabeti ve satışı tetikleyecektir. Mevduat faizlerinin doyuma ulaştığı bir noktada, gayrimenkulün “en güvenli liman” olma özelliği tekrar ön plana çıkacaktır. Üretim artıyor, talep kıpırdıyor ancak hâlâ önümüzde ciddi bariyerler var. İşçilik ve malzeme maliyetleri oldukça yüksek seyrediyor. Özellikle İstanbul Anadolu Yakası’nda arsa maliyetleri, toplam inşaat maliyetinin yüzde 50-60’ını oluşturmaktadır. Bu durum, nihai satış fiyatının düşmesini engellemektedir. Özetle; şubat ayı rakamları ve üretim endeksi, inşaat sektörünün “vites yükselttiğini” gösteriyor. İnşaat üretim hızındaki artış, sektörün canlı olduğunun en büyük kanıtıdır ancak bu canlılığın sürdürülebilir olması, kredi faizlerinin makul seviyelere inmesi ve kentsel dönüşümün teşvikiyle doğrudan ilişkilidir.