İstanbul A sınıfı ofis pazarında metrekare kiraları 39 dolar seviyesine ulaştı
Türkiye ticari gayrimenkul pazarında nitelikli ofis alanlarına olan güçlü talep ve Merkezi İş Alanı (MİA) sınırları içerisindeki arz kısıtı, birim kiraları yukarı taşımaya devam ediyor. CBRE Türkiye tarafından yayımlanan güncel piyasa verilerine göre, İstanbul Levent ve Maslak aksını kapsayan MİA bölgesindeki A sınıfı ofis binalarında aylık metrekare birim kiraları 39 dolar seviyesine ulaştı. CBRE Türkiye Genel Müdürü Can Kadir Yalnızcan, kaliteli stok yetersizliği ve kurumsal şirketlerin hibrit çalışma düzeninde yüksek standartlı alan tercihinin piyasadaki fiyat dengesini doğrudan etkilediğini vurguluyor.
Küresel ve yerel ölçekte faaliyet gösteren kurumsal şirketlerin sürdürülebilirlik, ESG kriterleri ve yüksek işletme standartlarına sahip A sınıfı binalara yönelmesi, İstanbul ticari gayrimenkul pazarındaki hareketliliği artırıyor. Özellikle Levent, Maslak ve çevresini kapsayan MİA bölgesinde yeni ve nitelikli ofis arzının sınırlı kalması, mevcut kaliteli stok üzerindeki kiralama baskısını artırırken boşluk oranlarının gerilemesine ve birim fiyatların tırmanmasına yol açıyor.
“Nitelikli Stok Yetersizliği Fiyatları Yukarı Çekiyor”
Ticari gayrimenkul pazarındaki mevcut dinamikleri ve fiyat artışlarını değerlendiren CBRE Türkiye Genel Müdürü Can Kadir Yalnızcan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları aktarıyor:
“İstanbul ticari gayrimenkul piyasasında kurumsal kiracıların öncelikleri hızla değişiyor. Şirketler artık çalışanlarına yalnızca bir çalışma alanı değil; çevresel standartları yüksek, teknolojik altyapısı güçlü ve merkezi konumda yer alan A sınıfı binalar sunmak istiyor. Ancak Merkezi İş Alanı olarak tanımladığımız ana akslarda bu niteliklere sahip yeni bina arzının kısıtlı olması, pazar dengelerini doğrudan etkiliyor. MİA bölgesinde birim kiraların metrekare bazında 39 dolar seviyesine ulaşması, kaliteli stok üzerindeki yoğun talebin ve sınırlı arzın doğal bir sonucudur.”
Sürdürülebilir Binalara Talep Artıyor
Pazarda yeşil bina sertifikalı ve verimli alanların ön plana çıktığını belirten Can Kadir Yalnızcan, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Özellikle uluslararası ölçekte faaliyet gösteren şirketlerin karbon ayak izini azaltma hedefleri ve sürdürülebilirlik taahhütleri, bina tercihlerinde belirleyici rol oynuyor. Eski ya da B sınıfı binalardan A sınıfı, LEED veya BREEAM sertifikalı projelere geçiş eğilimi devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de merkezi lokasyonlardaki nitelikli ofis projelerine olan talebin canlılığını koruması ve pazardaki kiralama hareketliliğinin MİA dışındaki alternatif akslara doğru genişlemesi bekleniyor.”