Sonbaharda iletişim bir başka: Markalar yeni sezona hikâyeleriyle giriyor
Eylül ayıyla birlikte yeni dönem hedeflerine odaklanan markalar için iletişim de yeniden hareketleniyor. İnomist İletişim Danışmanlığı Marka Grup Direktörü Ülkü Erdem, yılın son çeyreğinin markalar açısından yalnızca görünürlük değil, stratejik iletişim, güven ve marka konumlandırması açısından da önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekiyor.
Yaz aylarının daha düşük tempolu iletişim döneminin ardından eylül ayı, markaların gündemlerini yeniden şekillendirdiği ve yılın kalan bölümüne ilişkin iletişim stratejilerini gözden geçirdiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Yeni dönem hedefleri, ürün ve hizmet lansmanları, etkinlikler, sektör gündemleri ve yıl sonu değerlendirmeleriyle birlikte markaların iletişim trafiği de hız kazanıyor.
Kuşkusuz iletişim kanallarının ve içeriklerin giderek çoğaldığı bir ortamda, markalar için yalnızca görünür olmak yeterli olmuyor. Türkiye’de 2026 yılı verilerine göre 77,5 milyon internet kullanıcısı bulunurken, sosyal medya kullanıcı kimliklerinin sayısı 62,3 milyona ulaşıyor. Bu tablo, markaların tüketiciyle temas edebileceği alanların genişlediğini gösterirken, aynı zamanda dikkat çekmek ve güven oluşturmak için daha stratejik bir iletişim yaklaşımına duyulan ihtiyacı da ortaya koyuyor.
“İletişim, markanın ne söylediğinden daha fazlası”
İnomist İletişim Danışmanlığı Marka Grup Direktörü Ülkü Erdem, yeni sezonla birlikte markaların iletişim çalışmalarını yalnızca basın görünürlüğü veya sosyal medya içerikleri üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “İletişim, markanın ne söylediğinden çok daha fazlası. Markanın hangi konuda söz sahibi olmak istediği, hangi kitlelerle nasıl bir ilişki kuracağı ve verdiği mesajların marka stratejisiyle ne kadar örtüştüğü büyük önem taşıyor. Bu nedenle eylül ayını yalnızca yeni bir çalışma döneminin başlangıcı olarak değil, markaların iletişim stratejilerini yeniden değerlendirmeleri için önemli bir eşik olarak görüyoruz.”
Görünürlükten güvene
Markaların iletişim stratejilerinde güven kavramının ağırlığı da giderek artıyor. 2026 Edelman Trust Barometer’ın marka araştırmasına göre, tüketicilerin yüzde 88’i bir markaya güvenmenin satın alma kararlarında önemli bir kriter olduğunu belirtiyor. Araştırma aynı zamanda markaların kendileri hakkında söylediklerinden ziyade, marka hakkında başkalarının söylediklerinin güven oluşturmada daha güçlü bir etkiye sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, kazanılmış medya görünürlüğü, uzman görüşleri, müşteri deneyimleri ve üçüncü tarafların marka hakkındaki değerlendirmelerini stratejik iletişimin önemli parçaları haline getiriyor.
Ülkü Erdem’e göre markaların yeni dönemde iletişim planlarını oluştururken “Ne söyleyeceğiz?” sorusunun yanı sıra “Neden bunu söylemeliyiz, kimin söylemesi daha anlamlı ve bu mesaj markanın uzun vadeli konumlandırmasına nasıl katkı sağlayacak?” sorularına da yanıt vermesi gerekiyor.
Erdem, “Bugün içerik üretmek hiç olmadığı kadar kolay; ancak anlamlı ve güvenilir bir iletişim kurmak aynı ölçüde kolay değil. Markaların iletişimde fark yaratabilmesi için gündemi takip etmek kadar kendi gündemlerini yaratmaları, yalnızca ürün ve hizmetlerini anlatmak yerine uzmanlık alanları üzerinden değer üretmeleri gerekiyor. İletişim stratejisi tam da bu noktada devreye giriyor” diyor.
Eylül: Markalar için stratejik bir başlangıç noktası
Erdem, yılın son çeyreğine girerken markaların iletişim gündemlerini üç temel başlık üzerinden değerlendirmesinin önemine dikkat çekiyor: “Marka konumlandırması, görünürlük ve itibar. Buna göre markaların öncelikle yılın başında belirledikleri iletişim hedefleriyle mevcut görünürlüklerini karşılaştırmaları, hangi konularda uzmanlık sahibi olarak algılanmak istediklerini netleştirmeleri ve yıl sonuna kadar oluşturabilecekleri iletişim fırsatlarını belirlemeleri gerekiyor. Çünkü güçlü bir marka iletişimi yalnızca doğru zamanda doğru mesajı vermekten değil, aynı marka hikâyesini farklı temas noktalarında tutarlı biçimde sürdürebilmekten geçiyor.”
“Sonbahar bizim için iletişim açısından başka bir mevsim” diyen Erdem, “Çünkü markalar yeni dönem hedeflerini konuşmaya, gelecek yılı planlamaya ve yılın son çeyreğinde elde ettikleri sonuçları görünür kılmaya başlıyor. Ancak burada önemli olan iletişimi takvimsel bir ihtiyaç olarak değil, markanın uzun vadeli değerini ve itibarını güçlendiren sürekli bir süreç olarak ele almak. İyi iletişim, yalnızca markayı gündeme taşımaz; markanın zihinde nasıl bir yere sahip olacağını da şekillendirir” ifadelerini kullandı.
Eylül ayıyla birlikte iletişim gündeminin yeniden hızlandığına da dikkat çeken Erdem, markalar için yeni sezonun yeni hedeflerin yanı sıra yeni hikâyelerin de başlangıcı olması gerektiğini vurguladı.