DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

    Su baskınlarının etkileri dijital teknolojilerle azaltılabilir

    Su baskınlarının etkileri dijital teknolojilerle azaltılabilir

    Su Yapı, Küresel Teknolojiler ve Akıllı Mühendislik Yaklaşımlarıyla Megakentlerde Taşkın ve Su Baskını Risklerini Azaltacak Çözüm Stratejilerini Açıkladı.

    İstanbul, Kocaeli ve Sakarya’da yaşanan şiddetli yağışlar, kentlerin su altyapısı kapasitesini yeniden tartışmaya açtı. Su Yapı; ‘Sünger Şehir’ konsepti, dijital ikiz simülasyonları ve yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri ile su baskını risklerinin ve olası zararların önemli ölçüde azaltılabileceğini vurguluyor.

    Marmara Bölgesi’nde etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel ve su baskınları, iklim değişikliğine dayanıklı su altyapılarının önemini bir kez daha ortaya koydu. İstanbul’da 14 Ekim’de yaşanan şiddetli yağışlar, kentlerin ani ve aşırı hava olaylarına karşı hazırlıklı olmasının kritik olduğunu gösterdi.

    İstanbul ve Büyükşehirler İçin Su Yapı’dan 3 Stratejik Çözüm Önerisi

    Büyükşehirlerdeki su baskını risklerini minimize etmek adına 3 stratejik adım öneren Ayşegül Gültekin Durgut, şunları kaydetti: “Risk altındaki metropollerimizde su baskınlarının önüne geçmek, etkilerini ve olası zararlarını azaltmak için şu adımları atmalıyız:

    1. Kent Ölçeğinde Dijital İkizlerin Kurulması: Drenaj hatları, dere yatakları ve yüzeysel akış sistemleri bir bütün olarak ele alınmalı; dijital ikiz modelleriyle aşırı yağış senaryoları simüle edilerek taşkın riski taşıyan bölgeler ve altyapıdaki darboğazlar önceden belirlenmeli, gerekli önlemler alınmalıdır.

    2. Entegre Havza Yönetimi: Kentlerde taşkın yönetimi yalnızca drenaj hatlarıyla sınırlı kalmamalı, suyun geldiği havzanın bütünü dikkate alınmalıdır. Meteorolojik veriler, sahadaki IoT sensörler ve yapay zekâ destekli analizler birlikte değerlendirilirken; yağmur sularının doğal yollarla tutulması, geçici olarak depolanması ve güvenli şekilde uzaklaştırılmasına yönelik çözümler de hayata geçirilmelidir.

    3. Mevcut Altyapının Güçlendirilmesi: Mevcut mazgal, kolektör hatları ve dere yataklarının kapasiteleri gözden geçirilmeli, gerekli iyileştirme ve bakım çalışmaları yapılmalıdır. Kritik noktalarda IoT sensörleriyle sürekli izleme sağlanarak olası risklere karşı erken müdahale imkânı geliştirilmelidir.”

    Dünyada Megakentler Su Baskınlarını Nasıl Önlemeye Çalışıyor?

    Küresel ölçekteki yenilikçi teknolojileri ve uygulamaları da değerlendiren Ayşegül Gültekin Durgut, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son dönemde büyükşehirlerimizde yaşanan aşırı yağışlar, geleneksel drenaj yaklaşımlarının ötesine geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyadaki megakentler su baskını risklerini azaltmak için mevcut mühendislik altyapılarını güçlendirirken üç önemli yaklaşımdan da yararlanıyor:

    • Sünger Şehir Konsepti: Kopenhag ve Singapur gibi kentlerde; geçirimli yüzeyler, yağmur bahçeleri ve yeşil alanlarla yağış sularının bir bölümü doğal yollarla toprağa sızdırılıyor, bir bölümü ise geçici olarak depolanarak kontrollü şekilde uzaklaştırılıyor. Böylece drenaj sistemleri üzerindeki yük azaltılıyor ve su baskınlarının etkileri sınırlandırılıyor.
    • Yapay Zekâ ve IoT Sensörler: Drenaj hatları ve kritik noktalardaki akıllı sensörler su seviyelerini anlık olarak izliyor. Bu veriler, meteorolojik tahminler ve yapay zekâ destekli modellerle birlikte değerlendirilerek taşkın riskleri önceden tahmin edilmeye çalışılıyor. Böylece erken uyarı sağlanabiliyor, uygun altyapılarda pompa, kapak ve su depolama sistemlerinin daha etkin işletilmesi mümkün oluyor.
    • Dijital İkiz Simülasyonları: Altyapının dijital modelleri üzerinde aşırı yağış senaryoları simüle edilerek riskli bölgeler ve darboğazlar önceden tespit ediliyor. Bu sayede hem mevcut sistemlerin iyileştirilmesi hem de gelecekte yapılacak altyapı yatırımlarının daha doğru planlanması sağlanıyor.”

    Barajlarda ve Altyapıda Uluslararası Dijital Dönüşüm

    Su Yapı, Dar ve PARA iş birliğiyle barajlar ve altyapı tesislerinde dijital ikiz teknolojilerinin kullanımına yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu teknolojiler, yapısal deformasyon ve sızıntıların izlenmesi, olası risklerin erken belirlenmesi ve tesislerin daha güvenli ve etkin işletilmesi açısından önemli imkânlar sunuyor. Şirketin öne çıkan çalışmaları arasında; Asya Kalkınma Bankası destekli Özbekistan İklim-Akıllı Su Yönetimi Projesi, Angola’daki barajlara yönelik dijital ikiz çalışmaları ve Türkiye’deki Çekerek Nehri Havzası Gölet Rehabilitasyonu yer alıyor.

    COP31 Öncesi İklim Dayanıklılığı Vurgusu

    9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesi yaşanan sel olayları, iklim değişikliğine uyumun ve kentlerin aşırı hava olaylarına karşı dayanıklılığının artırılmasının önemini bir kez daha gösterirken; Su Yapı, veri odaklı ve sürdürülebilir altyapı çözümleri sunmaya devam ediyor.

    Su Yapı Hakkında

    1964 yılında kurulan Su Yapı; su kaynakları, barajlar, hidroelektrik enerji, sulama, içme suyu ve atıksu altyapıları başta olmak üzere mühendislik ve müşavirlik hizmetleri sunmaktadır. Türkiye ve uluslararası pazarlarda 30’dan fazla ülkede 800’ü aşkın projeye imza atan şirket, 2023 yılında uluslararası mühendislik ve danışmanlık şirketi Dar’ın çoğunluk hissesini satın almasıyla, küresel mühendislik ve tasarım grubu Sidara bünyesine katılmıştır.

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.