DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

    Yağmur sonrası her su birikintisi elektrik tehlikesi taşıyabilir!

    Yağmur sonrası her su birikintisi elektrik tehlikesi taşıyabilir!

    İstanbul Fatih’te 14 yaşındaki Mahmut Işıldak’ın yağmur sonrası oluşan su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesi, kamusal alanlardaki elektrik güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, sıradan görünen bir su birikintisinin ölümcül tehlike barındırabileceğine dikkat çekerek, “Suyun üzerinde kıvılcım, duman veya başka bir belirti bulunması gerekmez. Sıradan görünen bir su birikintisi de tehlikeli olabilir.” uyarısında bulundu. Vatandaşların görünmeyen elektrik kaçağını fark etmesinin mümkün olmadığını belirten Temur, “Vatandaşın dikkatli olması önemlidir; ancak kamusal alanda güvenli yürüyebilmesi, görünmeyen bir elektrik kaçağını fark etme becerisine bırakılamaz.” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, yağmur sularının elektrik tesisatlarıyla temas etmesi sonucu ortaya çıkabilecek ölümcül riskleri, kamusal alanlardaki elektrik güvenliğinden sorumlu kurumların yükümlülüklerini ve benzer kazaların önlenmesi için alınması gereken önlemleri değerlendirdi.

    “Sıradan görünen bir su birikintisi de tehlikeli olabilir”

    Yağmur sonrasında sokaklarda ve parklarda biriken suların, hasarlı elektrik kabloları veya elektrik kaçağı bulunan tesisatlarla temas ettiğinde ölümcül tehlikeye dönüşebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, “Kabloların yalıtımının bozulması, uygun yapılmayan bağlantılar, açık bırakılan pano kapakları ve bakım eksiklikleri bu tehlikeye zemin hazırlar. Sokaktaki su; toprak, tuz ve çeşitli kirleticiler içerdiği için elektrik akımını iletebilir. Tehlikeli bölgeye giren kişinin vücudundan akım geçmesi, kalbin ve solunumun durmasına neden olabilir.” dedi.

    Vatandaşların su birikintilerinin görünümüne bakarak güvenli olup olmadığına karar veremeyeceğini vurgulayan Dr. Temur, “Üstelik suyun üzerinde kıvılcım, duman veya başka bir belirti bulunması gerekmez. Sıradan görünen bir su birikintisi de tehlikeli olabilir. AFAD da sel sularının hasarlı enerji hatları nedeniyle elektrik tehlikesi taşıyabileceğini vurgulamaktadır.” ifadelerini kullandı.

    “Kurumlar arasındaki görev paylaşımı müdahaleyi geciktirmemeli”

    Kamusal alanlardaki elektrik güvenliğinin tek bir kurumun sorumluluğunda olmadığını, sorumluluğun elektrik tesisinin mülkiyetine ve işletme yetkisine göre değiştiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, şöyle devam etti:

    “Dağıtım şebekesi ve genel aydınlatma kapsamındaki cadde ve sokak aydınlatmalarında dağıtım şirketlerinin; belediyelerin işlettiği tesislerde ise ilgili belediyelerin görevleri bulunmaktadır. Bu nedenle bütün tesisler için tek bir kurumu sorumlu göstermek doğru değildir. Ancak bu görev paylaşımı, tehlikeye müdahalede boşluk oluşturmamalıdır. Bakım, kontrol, arıza giderme ve altyapı çalışmalarında koordinasyon sağlanmalı; bir ihbarın hangi kuruma ait olduğu tartışılırken insanların tehlikeye maruz kalması önlenmelidir.”

    Dr. Temur, yaşanan olaylarda sorumluluğun belirlenebilmesi için tesis kayıtlarının incelenmesi ve teknik araştırma yapılması gerektiğini de sözlerine ekledi.

    “Kaçak akım koruma cihazının bulunması tek başına yeterli değil”

    Elektrik tesisatlarında kullanılan topraklama ve kaçak akım koruma sistemlerinin hayati önem taşıdığını belirten Dr. Temur, bu sistemlerin doğru kurulmasının ve düzenli olarak test edilmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

    “Doğru tasarlanan, uygun şekilde kurulan ve düzenli olarak test edilen koruma sistemleri ölüm riskini azaltır.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, şu bilgileri verdi:

    “Topraklama, arıza durumunda koruma düzeninin çalışmasına yardımcı olur. Kaçak akım koruma cihazı ise uygun koşullarda kaçağı algılayarak elektriği keser. Ancak yalnızca cihazın bulunması, güvenliğin sağlandığı anlamına gelmez; doğru seçilmesi, bağlanması ve çalıştığının ölçülmesi gerekir. Bu cihazlar her koşulda mutlak koruma sağlamaz.”

    Fatih’teki olayın nedenine ilişkin teknik inceleme yapılmadan kesin bir değerlendirmede bulunulamayacağını vurgulayan Dr. Temur, “Bir çocuğun su birikintisinde akıma kapıldığı olayda; kaçağın kaynağı, kablo yalıtımı, topraklama bağlantıları, koruma cihazlarının uygunluğu ve elektriğin neden zamanında kesilmediği araştırılmalıdır. Teknik inceleme yapılmadan belirli bir arızayı veya ihmali kesin neden olarak göstermek doğru olmaz.” dedi.

    “Aşırı yağışlar elektrik altyapısındaki zayıflıkları ortaya çıkarıyor”

    İstanbul gibi yoğun yapılaşmanın bulunduğu kentlerde beton ve asfalt yüzeylerin yağmur suyunun toprağa geçişini azalttığını belirten Dr. Temur, yetersiz drenaj sistemlerinin su birikintilerini artırdığını ve elektrik tesisatlarının suyla temas etme olasılığını yükselttiğini ifade etti.

    Özellikle eskiyen elektrik altyapısındaki yalıtım bozulmalarının ve bağlantı noktalarındaki sızdırmazlık kayıplarının ciddi risk oluşturduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, şunları söyledi:

    “Panolara giren su kısa devreye ve elektrik kaçağına neden olabilir. Aydınlatma direklerinde, hasarlı kablolar veya su alan bağlantılar nedeniyle metal gövdede tehlikeli gerilim oluşabilir. Yer altı kablolarında geçmiş kazılardan kalan hasarlar ve yalıtım kusurları risk yaratırken, kablo ekleri ve bağlantı kutuları da su girişine karşı korunmadığında arıza noktalarına dönüşebilir.”

    Elektrik güvenliğinde yalnızca tesisatın yaşına odaklanılmaması gerektiğinin altını çizen Dr. Temur, “Burada yalnızca tesisin yaşı belirleyici değildir; yeni fakat hatalı kurulmuş bir sistem de tehlikeli olabilir. Kontroller, tesisatın normal havada çalışmasının yanında taşkın koşullarında güvenli kalıp kalmadığını da değerlendirmelidir.” ifadesinde bulundu.

    “Akıma kapılan kişiyi kurtarmak için suya girmeyin!”

    Elektrik kaçağı bulunan su birikintilerinde vatandaşların yapacağı bilinçsiz müdahalelerin ikinci bir can kaybına yol açabileceği uyarısında bulunan Dr. Temur, “Vatandaşın elektrik kaçağını bakarak güvenilir biçimde anlaması mümkün değildir. Açık pano, kopmuş kablo veya kıvılcım tehlike işaretidir; bunların görülmemesi ise güvenli olduğu anlamına gelmez. Şüpheli suya girilmemeli, yakındaki direklere ve metal yüzeylere dokunulmamalı, başkaları güvenli bir noktadan uyarılmalıdır.” dedi.

    Elektrik akımına kapılan kişiye doğrudan temas edilmesinin de ölümcül sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Dr. Temur, “Bir kişi akıma kapılmışsa ona dokunulmamalı ve kurtarmak için suya girilmemelidir. Tahta, sopa veya lastik ayakkabıya güvenerek müdahale etmek de güvenli değildir. Derhâl 112’ye, elektrik tehlikesi için ayrıca 186’ya haber verilmelidir. Enerjinin kesildiği ve alanın güvenli olduğu doğrulandıktan sonra 112’nin yönlendirmesiyle ilk yardım uygulanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

    “Elektrik tesisatları taşkın koşullarına göre denetlenmeli”

    Benzer ölümlerin önlenebilmesi için özellikle su baskını yaşanan bölgelerdeki elektrik tesisatlarının öncelikli olarak denetlenmesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, riskli alanlarda gerekli durumlarda enerjinin kesilmesi ve vatandaşların tehlikeli bölgelere erişiminin engellenmesi gerektiğini söyledi.

    Dr. Temur, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

    “Su baskını yaşanan bölgeler önceliklendirilerek elektrik tesislerinin kontrolleri yapılmalı; belirlenen eksiklikler giderilene kadar gerekli alanlarda enerji kesilmeli ve erişim engellenmelidir. Panoların konumu ve suya karşı koruması taşkın riskine göre düzenlenmeli, bakım ve ölçüm sonuçları kayıt altına alınmalıdır. Kazı çalışmaları sonrasında kabloların güvenliği doğrulanmalı; taşkından etkilenen tesislere teknik kontrol yapılmadan yeniden enerji verilmemelidir.”

    “Güvenlik, vatandaşın tehlikeyi fark etmesine bırakılamaz”

    Elektrik kaynaklı kazaların önlenmesinde en önemli unsurun tehlikeler ortaya çıkmadan önce gerekli tedbirlerin alınması olduğunu vurgulayan Dr. Temur, kamusal alanlardaki güvenliğin vatandaşların bireysel dikkatine bırakılamayacağını ifade etti.

    Dr. Öğr. Üyesi Sertaç Temur, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Güvenlik kültürü açısından temel mesele, tehlikeyi bir can kaybından önce fark edip gidermektir. Bunun için ihbarların takibi, kurumların hızlı müdahalesi ve yapılan onarımın doğrulanması gerekir. Vatandaşın dikkatli olması önemlidir; ancak kamusal alanda güvenli yürüyebilmesi, görünmeyen bir elektrik kaçağını fark etme becerisine bırakılamaz.”

    YORUMLAR

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.