Erdal Albayrak: “Günümüzde bir yapının değeri insan güvenliğiyle ölçülüyor.”
Albayrak Hazır Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, şehirleri yalnızca beton, çelik ve binalardan ibaret olarak değerlendirme döneminin sona erdiğini söyledi. Albayrak “Günümüzde bir yapının değeri öncelikli olarak insan güvenliğiyle ölçülüyor. Depreme dayanıklı yapılaşma bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk. Kısa vadeli maliyet hesapları uğruna uzun vadeli toplumsal riskler oluşturamayız” dedi.
Şehirleri yalnızca beton, çelik ve binalardan ibaret olarak değerlendirme döneminin sona erdiğine dikkat çeken Albayrak Hazır Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, günümüzde kentleşme denince; yaşam kalitesini, güvenliği, çevreyle ilişkileri ve gelecek nesillere bırakacağımız yaşam kültürünü anlamak gerektiğini söyledi.
Bir yapının değerinin yalnızca estetik görünümüyle değil, en başta insan hayatını ne kadar koruyabildiğiyle ölçüldüğünü belirten Erdal Albayrak, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Albayrak “İnşaat sektörü uzun yıllar boyunca daha çok ‘yapmak’ üzerinden değerlendirilse de bugün asıl mesele ‘nasıl yaptığımız’a evrilmiş durumdadır. Bir yapının değerinin sadece estetik görünümle değil çok farklı parametrelerle belirlendiği bir dönemdeyiz. Bu parametrelerin başında da bina güvenliği geliyor. Bizler artık sadece güvenli bina değil, güvenli yaşam alanları da üretiyoruz. İnsanların çocuklarını büyüteceği, güven içinde yaşayacağı, sosyal hayat kuracağı alanlar inşa ediyoruz” dedi.
Ülkemizin yaşadığı depremlerin, güvenli yapı üretiminin ne kadar önemli olduğunu hatırlattığını belirten Erdal Albayrak, depreme dayanıklı yapılaşmanın bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. Albayrak konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “İnşaat ve gayrimenkul sektörü için yapı güvenliği başta olmak üzere, sürdürülebilir kentleşme ve insanı merkeze alan bir yaklaşım günümüzün olmazsa olmazlarıdır. Kaliteli malzeme kullanımı, doğru mühendislik uygulamaları, denetim mekanizmalarının sağlıklı işlemesi ve teknik standartlardan taviz verilmemesi artık sektörün temel refleksi olmak zorunda. Kısa vadeli maliyet hesapları uğruna uzun vadeli toplumsal riskler oluşturamayız. Artık konut alıcısı da kiracı da önce binanın deprem güvenliğini araştırmayı, soruşturmayı öğrendi. Tüketici de bilinçlendi ve taleplerinin başında güvenlik konusu geliyor.
“Geleceğin şehirleri yalnızca yüksek binalardan oluşmayacak”
Bugün dünyada şehirler yalnızca büyümüyor; aynı zamanda doğayı da tüketiyor. Bu nedenle artık çevre dostu üretim modelleri, enerji verimliliği, geri dönüştürülebilir malzemeler ve sürdürülebilir yapı teknolojileri büyük önem taşıyor. Geleceğin şehirleri yalnızca yüksek binalardan oluşmayacak. Daha az enerji tüketen, daha fazla nefes alan, insan psikolojisini ve sosyal yaşamı gözeten kentler ön plana çıkacak. İnşaat sektörü de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor.
Öte yandan; bir şehir ancak içinde yaşayan insanlar mutluysa yaşanabilir olur. Bu nedenle sosyal alanlar, erişilebilirlik, çocuklar için güvenli alanlar, yaşlılar için konforlu yaşam düzeni ve komşuluk kültürünü destekleyen projeler artık çok daha önemli hale geliyor. Kısacası kentleşme yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal bir dönüşümdür. Bizler sektör temsilcileri olarak yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa ettiğimizin farkında olmak durumundayız.”